a
Üst Banner
  • MagazinBultenleri
  • Gündem
  • Rıdvan Akbaş, Ayasofya’nın açılışını 6 kıtalık ‘Ulu Mabet Ayasofya’ ilahisine taşıdı

Rıdvan Akbaş, Ayasofya’nın açılışını 6 kıtalık ‘Ulu Mabet Ayasofya’ ilahisine taşıdı

Ayasofya müezzini Rıdvan Akbaş, 86 yıl sonra yeniden ibadete açılan caminin açılış günündeki gözlemlerini şiir olarak kaleme alıp 'Ulu Mabet Ayasofya' ilahisine dönüştürdü. Altı kıtadan oluşan ilahi, bir hafta içinde tüm dijital müzik platformlarında yayınlanacak.

ad826x90
ad826x90

MÜCAHİT TÜRETKEN/ALİ OSMAN KAYA – Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi müezzinlerinden Rıdvan Akbaş, 86 yıl aradan sonra yeniden ibadete açılan Ayasofya’nın açılış gününde yaşadıklarını ve gözlemlerini şiir olarak kaleme aldıktan sonra besteleyerek, “Ulu Mabet Ayasofya” adlı ilahiye dönüştürdü.

ad826x90

Akbaş, AA muhabirine, caminin yeniden ibadete açıldığı gün yaşadıklarını, burada görev yapmanın kendisi için anlamını ve hazırladığı ilahinin ortaya çıkış sürecini anlattı.

Akbaş, Ayasofya’nın yeniden ibadete açıldığı gün gördüklerini ve hissettiklerini kalıcı hale getirmek amacıyla şiir yazmaya karar verdiğini söyledi.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılmasıyla ilgili uzun yıllar boyunca bir özlem ve hasret bulunduğunu belirten Akbaş, “Ayasofya ile alakalı tabii ki açılış gününde burada olmamız vesilesiyle orada gözlemlediğimiz bazı durumları kaleme alalım dedik. Bunu bir şiir olarak yazmıştım ben. Daha sonra bu şiiri besteledik ve ‘Ulu Mabet Ayasofya’ diye inşallah yayınlayacağız şimdi. Hazırlıkları tamamlandı.” ifadelerini kullandı.

ad826x90

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılmasına yönelik geçmişte büyüklerinden sık sık temenniler duyduğunu aktaran Akbaş, “Ayasofya ile alakalı hep bir özlem, hep bir hasret vardı. Çünkü rahmetli dedem olmak üzere yani bütün büyüklerimiz ‘İnşallah bir gün Ayasofya açılır’ ümidiyle yaşarlardı. Hep ümitle alakalı yazılan eserler olduğu için biz de Ayasofya’nın açılışına bir şükür mahiyetinde eser olsun istedik ve o bazda kaleme aldık.” diye konuştu.

ad826x90

Eserde açılış günündeki kalabalığa ve insanların Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne gelişine de yer verdiğini belirten Akbaş, ilahiyi Fatih Sultan Mehmet’e dua ile tamamladığını söyledi.

“İçeriye girdiğimizde muhteşem bir manzara ile karşılaştık”

Akbaş, açılıştan bir gün önce Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne müezzin olarak atandığını öğrendiğini belirterek, “Çok heyecanlı bir süreçti. Açılış gününe özel Türkiye’nin her yerinden birçok hoca arkadaşımız davet edildi, İstanbul ağırlıklı olmak üzere. Burada Kur’an-ı Kerim okuma görevlerimiz vardı. Tabi biz buraya atandığımızı bilmiyorduk. O gün İstanbul Müftülüğüne davet ettiler ve bir anda basın açıklamasıyla bizi Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne müezzin olarak atadılar elhamdülillah.” dedi.

Ayasofya’ya ilk kez görevli olarak girdiğinde büyük heyecan yaşadığını dile getiren Akbaş, camideki ilk ezan ve kamet sırasında hissettiklerini unutamadığını ifade etti.

ad826x90

Akbaş, açılış sabahı görevlilerle Eminönü’nde buluştuklarını ve Kovid-19 salgını nedeniyle gerekli işlemlerin ardından camiye girdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“İçeriye girdiğimizde muhteşem bir manzara ile karşılaştık. Halılar serilmiş, daha öncesinde her taraf mermerdi, ibadete hazırlanmış cami ve yavaş yavaş insanlar girmeye başladılar. Yaklaşık 2-2,5 saat burada Kur’an-ı Kerimler okundu, dualar edildi. Fetih sureleri, Yasin sureleri, birçok sure-i celile okundu ve cuma namazıyla birlikte Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ibadete açılmış oldu.”

“Burada okuduğumuz ezanların dünyanın her tarafına gittiğini biliyoruz”

Çocukluğundan itibaren cami ortamında yetiştiğini, babası, amcaları ve dayılarının da din görevlisi olduğunu anlatan Akbaş, Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışması birinciliği ve ezan okuma yarışması birincilikleri olduğunu ve küçük yaşlardan itibaren camide görev yapmayı istediğini söyledi.

Akbaş, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde görev yapmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getirerek, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi her görevlinin görev yapmak isteyeceği bir camidir. Çünkü burası Peygamber Efendimizin müjdesini almış, Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri’nin açtığı ve insanlara hediye ettiği bir ibadethane. Burada görev yapmak elbette büyük sorumluluklar da isteyen bir vazife.” diye konuştu.

ad826x90

Camide okunan ezanların ziyaretçiler tarafından kaydedilerek dünyanın farklı bölgelerine ulaştırıldığını gördüklerini aktaran Akbaş, “Burada okuduğumuz ezanların dünyanın her tarafına gittiğini biliyoruz. Meydanda birçok turistin, birçok insanın canlı yayınlarla, kameralarla o ezanları dünyanın dört bir tarafına kaydettiğini ve gönderdiğini görüyoruz. Bu da burada okunan ezanı birçok yerde okunan ezandan daha farklı kılıyor.” ifadelerini kullandı.

Akbaş, Sultanahmet Camisi ile Ayasofya arasında karşılıklı ezan geleneğinin sürdürüldüğünü belirterek, öğle, ikindi ve yatsı namazlarında ezanların karşılıklı okunduğunu kaydetti.

Ezanı dinledikten sonra Müslüman olmaya karar verdi

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ndeki görevi sırasında unutamadığı birçok olay yaşadığını anlatan Akbaş, bunlardan birinin Amerikalı “Max” isimli bir ziyaretçiyle ilgili olduğunu söyledi.

Akbaş, Muharrem ayında öğle ezanını Hüseyni makamında okuduğu bir gün ziyaretçinin ezandan etkilenerek ağladığını aktararak, şöyle devam etti:

“Bir defasında böyle Ezan-ı Muhammedi’yi okurken, rehberiyle beraber genç bir kardeşimiz geldi. Amerikalı, Max isminde bir kardeşimiz hüngür hüngür ağlıyor. Rehber dedi ki, ‘Hocam, ezandan çok etkilendi. Ben de sizi görmesi için buraya getirdim.’ Daha sonra ben kardeşimizi müezzinlik mahfiline davet ettim, yanımıza geldi. Tabii ki namaz kılmayı bilmiyor. ‘Biz ne yaparsak aynısını yapmaya gayret et’ dedik. Bu şekilde kendisiyle konuştuk. Namazı kıldık. Daha sonrasında rehber arkadaşa teslim ettim kendisini. Bir müddet sonra yanıma geldiler ve ‘Hocam o kadar etkilenmiş ki Müslüman olmak istiyor’ dediler.”

“Özellikle gençlerimizi biz buraya sahip çıkmaya davet ediyoruz”

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin gelecek nesillere aktarılmasında gençlerin önemli olduğunu vurgulayan Akbaş, gençlerin camiye gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Akbaş, “Bütün kardeşlerimizi, özellikle gençlerimizi biz buraya sahip çıkmaya davet ediyoruz. Çünkü gençler bizim cemaatimiz oldukça biz daha da mutlu oluyoruz. Gelecek nesillere aktarılması da o kadar önemli bizim için. Çünkü Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri tahta çıktığında 19 yaşında, İstanbul’u fethedip Ayasofya’yı açtığında ise 21 yaşındaydı. Gencecik bir delikanlıydı.” dedi.

Yurt dışından gelen ziyaretçilerin de Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ne yoğun ilgi gösterdiğini aktaran Akbaş, “Endonezya, Malezya gibi Müslüman ülkelerden kardeşlerimiz Kudüs bağlantılı, İstanbul bağlantılı umre turları yapıyorlar. ve umre turlarına artık Ayasofya’yı da eklediler. Buraya geliyorlar, birkaç gün burada konaklıyorlar. Aynı zamanda 5 vakit Ayasofya’ya ibadete geliyorlar. Buradan Medine’ye veya Mekke’ye gidiyorlar. Artık umre turlarına bile eklediler insanlar.” ifadelerini kullandı.

İlahi 6 kıtadan oluşuyor

İlahinin bestesinin ve güftesinin kendisine ait olduğunu belirten Akbaş, kendisinin seslendirdiği ilahinin bir hafta içinde tüm dijital müzik platformlarında yayınlanacağını söyledi. Altı kıtadan oluşan “Ulu Mabet Ayasofya” ilahisi, ilk kıtada şu sözlerle başlıyor:

“Fatih’in emaneti, fethin nişanısın sen/İstanbul’un incisi, ulu mabedisin sen/Minarenden yayılsın cümle cihana davet/Sevin, bayram günün bugün, ey ulu mabet.”

Ayasofya’yı cami kılanlara cennetin nasip olması için dua edilen ilahinin son kıtasında ise şu ifadeler yer alıyor:

“Ezanların dinmesin, cemaatin var olsun/Eksilmesin hiç safın, müminlerle dolsun/Mihrabında okunan ilahi kelam olsun/Fatih Sultan Mehmet’e rahmetle selam olsun.”

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Milyonların gülümsediği Miran’ın doğum günü hayali: Yeni bir protez kol

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.