a
Üst Banner
  • MagazinBultenleri
  • Gündem
  • Manisa Turgutlu’da saldırıda 11 öğrenci yaralandı, Eğitim-İş Adıyaman tepki gösterdi

Manisa Turgutlu’da saldırıda 11 öğrenci yaralandı, Eğitim-İş Adıyaman tepki gösterdi

Eğitim-İş Adıyaman Şubesi, Manisa Turgutlu'da 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıya basın açıklamasıyla tepki gösterdi. Açıklamada, 1. derece riskli okulda güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığı soruldu; 7 bakanlığa hesap verme çağrısı yapıldı.

ad826x90
ad826x90

Eğitim-İş Adıyaman Şubesi, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin Kent Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Sendika adına açıklamayı Eğitim-İş Adıyaman Şube Başkanı Nesime Taştı okudu. Taştı, okullarda çocukların ve eğitim emekçilerinin güven içinde bulunacağı bir ortamın sağlanması gerektiğini vurgulayarak, “Çocuklarımızın güvenle eğitim gördüğü, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı taşımadan görev yaptığı okullar istiyoruz” ifadelerini kullandı. 

ad826x90

“ÇOCUKLARIMIZ DAHA OKUL SIRALARINA ULAŞAMADAN SİLAHLI ŞİDDETİN ORTASINDA KALDI”

Taştı, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan saldırının çocukların güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu belirterek, “Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencimiz yaralandı. Evlerinden eğitim görmek için çıkan çocuklarımız, daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldı” dedi.

Şiddetin yalnızca olay gerçekleştikten sonra müdahale edilerek önlenemeyeceğini ifade eden Taştı, “Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor; onu besleyen nedenleri görmeden yalnızca sonucuna müdahale ederek çocuklarımızı koruyamayız” diye konuştu.

ad826x90

“BU RİSKİN GEREKTİRDİĞİ GÜVENLİK TEDBİRLERİ NEDEN ALINMADI?”

Söz konusu okulun birinci derece riskli okul olarak değerlendirildiğini belirten Taştı, “Bu okul 1. derece riskli okul olarak değerlendirilmiş o halde bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını da sormak zorundayız. Daha okulun girişinde dahi çocuklarımızın güvenliğinin sağlanamamış olması İçişleri Bakanlığının ciddi bir zafiyetidir” ifadelerini kullandı.

ad826x90

Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılının ardından iki aylık yaz tatilinin gerekli tedbirlerin alınması için değerlendirilebileceğini kaydeden Taştı, “Bu süre, eksikliklerin tespit edilmesi, riskli okulların belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin eğitim-öğretim yılı başlamadan hayata geçirilmesi için kullanılabilirdi” dedi.

“11 ÖĞRENCİMİZİN YARALANDIĞI SALDIRININ YAŞANMASI TAM BİR CİDDİYETSİZLİK VE SORUMSUZLUKTUR”

Okulların açılmasının ardından 7 bakanlığın güvenlik değerlendirmeleri yaptığını ve gerekli önlemlerin alındığını açıkladığını hatırlatan Taştı, “Bu açıklamaların üzerinden 15 saat geçtikten sonra, 11 öğrencimizin yaralandığı silahlı bir saldırının yaşanması tam bir ciddiyetsizlik ve sorumsuzluktur. 7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır?” ifadelerini kullandı.

 “ÇOCUKLAR ŞİDDETİ İCAT ETMEZ, TOPLUMDAN ÖĞRENİR”

Çocukların eğitim sistemiyle bağının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Taştı, “Bir çocuk okulun kendisine bir gelecek vadetmediğini düşünüyorsa, okulda kendisini değerli ve okula ait hissetmiyorsa, eğitimle daha iyi bir yaşam arasında bağ kuramıyorsa sistem o çocukla bağını kaybetmiş demektir. Çocuklar şiddeti icat etmez toplumdan öğrenir, o yüzden mesele aynı zamanda bir çocuğun nasıl şiddetin faili haline geldiğidir” dedi. 

Şiddet riskinin ortaya çıkması halinde kurumlar arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çeken Taştı, “Mesele, şiddet riski ortaya çıktığında okulun, ailenin, sosyal hizmetlerin, sağlık sisteminin ve güvenlik birimlerinin birbirinden haberdar olup olmadığıdır. Ve mesele, bütün bunların sonunda bir çocuğun bir ateşli silaha nasıl ulaşabildiğidir. İşte biz buna çocuk güvenliği diyoruz” ifadelerini kullandı.

ad826x90

“NEDEN YETERLİ SAYIDA REHBERLİK ÖĞRETMENİ YOK?”

Çocuk güvenliği konusunda protokole imza atan bakanlıklara çağrıda bulunan Taştı, “Okullarımızda neden yeterli sayıda rehberlik öğretmeni yok? Bakanlık olarak devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklikler gözlenen çocuklar için hiçbir şey yapmadığınız ortadadır” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na da seslenen Taştı, “Çocuk koruma politikası, bir olay yaşandıktan sonra psikososyal destek ekibi göndermekten de ibaret değildir. Asıl mesele, o çocuk silaha ulaşmadan, başka çocuklar yaralanmadan, hayatlar kararmadan önce o çocuğa ulaşabilmektir” diye konuştu.

“7 imza attınız; şimdi 7 Bakanlık olarak kendi görev alanınızın hesabını verin”

İçişleri Bakanlığı’na da çağrıda bulunan Taştı, “Buradaki temel sorun bir çocuğun eline silah geçmesine ve bu silahın başka çocuklara yönelmesine kadar uzanan süreçte, önleyici mekanizmalar neden sonuç vermedi?” sorusunu yöneltti. 

ad826x90

Taştı, “7 imza attınız; şimdi 7 Bakanlık olarak kendi görev alanınızın hesabını verin” ifadelerini kullandı.

Taştı, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi: 

“Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde yaşanan silahlı saldırıda 11 öğrencimiz yaralandı. Evlerinden eğitim görmek için çıkan çocuklarımız, daha okul sıralarına ulaşamadan silahlı şiddetin ortasında kaldı.

Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor; onu besleyen nedenleri görmeden yalnızca sonucuna müdahale ederek çocuklarımızı koruyamayız.

Bu okul 1. derece riskli okul olarak değerlendirilmiş o halde bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden alınmadığını da sormak zorundayız. Daha okulun girişinde dahi çocuklarımızın güvenliğinin sağlanamamış olması İçişleri Bakanlığının ciddi bir zafiyetidir. 

Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılında okullarda yaşanan saldırıların ardından önümüzde iki aylık bir yaz tatili vardı. Bu süre, eksikliklerin tespit edilmesi, riskli okulların belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin eğitim-öğretim yılı başlamadan hayata geçirilmesi için kullanılabilirdi.

Buna rağmen okullar açıldıktan bir hafta sonra 7 bakanlık kameraların karşısına geçip güvenlik değerlendirmelerinin yapıldığını, risklerin tespit edildiğini ve gerekli önlemlerin alındığını açıkladı ve bir protokol imzalandı. Bu açıklamaların üzerinden 15 saat geçtikten sonra, 11 öğrencimizin yaralandığı silahlı bir saldırının yaşanması tam bir ciddiyetsizlik ve sorumsuzluktur. 

7 Bakanlık bir protokolün altında yan yana gelebiliyorsa, çocuklarımız vurulduğunda sorumluluğun da arkasında yan yana duracak mıdır? 

Bir çocuk okulun kendisine bir gelecek vadetmediğini düşünüyorsa, okulda kendisini değerli ve okula ait hissetmiyorsa, eğitimle daha iyi bir yaşam arasında bağ kuramıyorsa sistem o çocukla bağını kaybetmiş demektir.

Çocuklar şiddeti icat etmez toplumdan öğrenir, o yüzden mesele aynı zamanda bir çocuğun nasıl şiddetin faili haline geldiğidir. 

Mesele, şiddet riski ortaya çıktığında okulun, ailenin, sosyal hizmetlerin, sağlık sisteminin ve güvenlik birimlerinin birbirinden haberdar olup olmadığıdır.

Ve mesele, bütün bunların sonunda bir çocuğun bir ateşli silaha nasıl ulaşabildiğidir.

İşte biz buna çocuk güvenliği diyoruz.

Çocuklarımızın güvenliği konusunda sorumluluk üstlendiğini söyleyerek o protokolün altına imza atan bütün Bakanlıklara soruyoruz:

Okullarımızda neden yeterli sayıda rehberlik öğretmeni yok? Bakanlık olarak devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan, eğitimden uzaklaşan veya davranışlarında ciddi değişiklikler gözlenen çocuklar için hiçbir şey yapmadığınız ortadadır. 

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına sesleniyoruz:

Çocuk koruma politikası, bir olay yaşandıktan sonra psikososyal destek ekibi göndermekten de ibaret değildir. Asıl mesele, o çocuk silaha ulaşmadan, başka çocuklar yaralanmadan, hayatlar kararmadan önce o çocuğa ulaşabilmektir.

İçişleri Bakanlığına da açıkça soruyoruz:

Buradaki temel sorun bir çocuğun eline silah geçmesine ve bu silahın başka çocuklara yönelmesine kadar uzanan süreçte, önleyici mekanizmalar neden sonuç vermedi?

7 imza attınız; şimdi 7 Bakanlık olarak kendi görev alanınızın hesabını verin.

Bu olayda 11 çocuğumuz yaralandı. Onların ve ailelerinin yaşadığı korkunun, travmanın ve acının takipçisi olmak hepimizin görevidir.

Biz çocuklarımızın ne şiddetin mağduru ne de şiddetin faili olmasını istiyoruz.

Güvenli okul, yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan, geçici bahçe görevlisi bulunan okul değildir çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği, öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu, zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği, yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur.

Kısacası çözüm, çocuğu yalnızca öğrenci olarak değil, bir bütün olarak gören kamusal politikalardadır.

Bugün buradan protokole imza atan Bakanlıklara çağrımız açıktır:

Çocuklarımız yaşamını kaybettikten sonra müdahale eden değil, yaralanmadan, ölmeden önce riski gören bir kamu politikası istiyoruz.

Çocuk eğitimden uzaklaştığında kapısını çalan bir kamu düzeni istiyoruz.

Aile sorun yaşadığında destekleyen bir kamu düzeni istiyoruz.

Şiddet riski ortaya çıktığında birlikte harekete geçen bir kamu düzeni istiyoruz.

Bir çocuğun eline silah geçmeden önce tedbir alan bir kamu düzeni istiyoruz.

Çünkü gerçek okul güvenliği budur.

Manisa’da yaralanan 11 evladımıza bir kez daha acil şifalar diliyor; ailelerinin, arkadaşlarının, öğretmenlerinin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.

Eğitim-İş olarak bugün eğitimde şiddetin normalleştirilmesine ve okullarımızın şiddetin, korkunun ve suçun adresi hâline getirilmesine karşı ülkenin dört bir yanında alanlardayız.

Çocuklarımızın güvenle eğitim gördüğü, eğitim emekçilerinin can güvenliği kaygısı taşımadan görev yaptığı okullar istiyoruz. Bunun için “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebimizi yükseltiyor, okullarımızda siyah giyiniyor, üç gün boyunca yakalarımıza kokartlarımızı takıyoruz. 

Hiçbir anne baba çocuğunu okula gönderirken onun silah seslerinin ortasında kalıp kalmayacağını düşünmek zorunda değildir. Hiçbir çocuk okul yolunda kurşunlarla karşılaşmamalıdır.

Sorularımızın cevabını, eksikliklerin giderilmesini ve çocuklarımızı gerçekten koruyacak politikaların hayata geçirilmesini istiyoruz.

Ve bunun takipçisi olacağız.

En büyük erdem sorumluluktur. Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumluları “istifa” diyoruz!”

Haber: Şeriban Özçakmak

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Rahip Rupnik’in cinsel tacizine maruz kaldığını iddia eden 5 kadın Papa’ya mektup yazd

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.