Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye ve Irak’ta gelişen şartlar göz önüne alındığında Terörsüz Türkiye sürecinin iki taraflı olarak ilerlediğini belirterek, “Ne Suriye’de ne Irak’ta o ülkenin silahlı unsurları dışında herhangi bir silahlı unsurun barınmasına izin verecek ne siyasal ortam var, ne işgal ortamı var, ne artık anlayış var. Her iki ülkenin iktidarı da bu konuda kararlı, hem Bağdat hem Şam, kendi ülkelerinde kendi silahlı kuvvetleri dışında silahlı grupların, örgütlerin olmaması konusunda.” dedi.
Bakan Fidan, NTV canlı yayınında dış politikaya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Fidan, gelecek hafta Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu’nun New York’ta toplanmasına ilişkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her sene BM’de verdiği mesajların çok yakından takip edildiğini ve kurulda hitap sıralamasında da Erdoğan’ın ilk konuşmacılar arasında yer aldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünya sorunlarına çözüm önerileri çerçevesinde kapsamlı ve vizyoner bir konuşması olacağını kaydeden Fidan, yapay zeka konusunda gelecekteki risklere yönelik ortak adım atılmasına ilişkin de çağrısı olacağını anlattı.

Fidan, Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında olacak görüşmeye dair, iki liderin Ankara’daki son görüşmesine ve son temaslarına atıfta bulunarak, şunları kaydetti:
“(Trump’ın) Ne kadar ev sahipliğinden, görüşmelerden etkilendiğini ve iki ülke arasındaki ilişkileri daha da iyiye taşımak istediklerini ve var olan sorun alanlarının kaldırılması yönünde çalışacağını… Biliyorsunuz, CAATSA yaptırımları bizim için özellikle Savunma Sanayii Başkanlığımız için bir ayak bağı. Bunu kaldırmaya uğraşıyoruz. Bunun başlamasına sebep olan bu S-400 meselesinin çözüm yolunda da birtakım yaratıcı fikirler var. Bunu karşılıklı iyi niyetle hayata geçirmeye çalışıyoruz, birtakım çözüm yollarını. İnşallah o konuda olumlu adımlar atacağız diye umut ediyorum.”
“Terörsüz Türkiye” sürecine ve 11 Eylül’deki Diyarbakır ziyaretine ilişkin Fidan, “Terörsüz Türkiye’nin orada inanılmaz derecede olumlu yankı bulduğunu gördüm. Yani zaten taban buna hazır.” ifadesini kullandı.
Fidan, çok değişik sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle görüştüğünü, saatlerce konuştuklarını ve çok değerli görüşler söylediklerini anlatarak, siyasal, ticari, inançsal ve kültürel gibi birçok duruşu olan insan olduğunu ve hepsinin durduğu yerden Diyarbakır’ı, “Terörsüz Türkiye” meselesini ve Kürt kimliğinin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik atılan adımlardan duyulan memnuniyeti dinlediklerini aktardı.
“En büyük siyasi devrim kimlik inkarının kaldırılması”
AK Parti iktidarının ilk andan itibaren çok büyük siyasi reformlar yaptığına işaret eden Fidan, “En büyük siyasi devrim de kimlik inkarının kaldırılması. İnsan Kürt, Alevi, Sünni, Arap olduğu için değil, gerçekten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için bu toprakların saygın bir bireyi, ferdi olduğu için azizdir, muteberdir ve anayasal koruma altındadır. Bunu biz mümkün kıldık.” diye konuştu.
Fidan, ilerletilebilecek alanların olduğunu ancak bunun yolunun şiddet değil, siyaset olduğunu vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem başbakan hem cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde dindarlar, Kürtler ve Aleviler açısından hassas konularda devlet ile toplum barışmasını sağlayacak önemli adımları AK Parti kadrolarıyla attığına yakından şahit olduğunu anlattı.
Bu sorunların siyasal temelinin bittiğine ve “Terörsüz Türkiye” sürecinin buna yönelik önemine dikkati çeken Fidan, “Örgütün lideri de bunu yıllar önce söylemişti, yani siyasal sebebi bitmiştir. Pratikte bu çatışmaları durdurmanın yoluna bakmak gerekiyor. Ben özellikle bölgede olan Suriye’de, Irak’ta olan gelişmelerin bunu mümkün kıldığını gördüm. Şimdi tabii şunu duymak da hoş oluyor. Ülke, bölgedeki kardeşlerim artık diyorlar ki, ‘Diyarbakır’ın sanayileşmesi için ne yapıyorsunuz? Belirli bir sanayi kapasitemiz var, daha fazla nasıl sanayileşeceğiz? Peki, biz sanayileştik, benim limanım yok, benim ürünümü taşıyacak bağlantısallık konuları nasıl halledeceksiniz?’ Bakın, bunlar ekonomik olarak zor talepler ama keyifli talepler, olması gereken tartışmalar, buradan gitmesi lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, bölgedeki sulama kanalı ve baraj projelerinin bittiğinde 4 milyon dönümlük ekstra bir yerin daha fazla sulama imkanına kavuşacağını ve 2,5 kat daha fazla ürün alınabileceğini söyledi.
Siyasal sorunun ve kimlik sorununun ortadan kalktığı bir yerde halkın refahının, daha da zenginleşmesinin, daha da huzura kavuşmasının, daha büyük imkanlarla yaşamasının hedeflendiğine işaret eden Fidan, bunların tartışılıyor olmasının fevkalade önemli olduğunu dile getirdi.

“Türkiye’nin ürettiği istikrar, sadece kendisini beslemiyor, bölgedeki ülkeleri de besliyor”
Fidan, ne tür sorun olursa olsun herkesin bunu silah yoluyla değil, konuşma ve diyalog yoluyla çözülmesini istediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu önemli ve kıymetli bir şey. Terörsüz Türkiye sürecinin ilerletilmesi, Cumhur İttifakı’nın, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın (Devlet) Bahçeli’nin ortaya koyduğu bu irade ve tavrın da bunun için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Buna verilen cevabın da kıymetli olduğunu düşünüyorum karşı taraftan. İnşallah bunun Türkiye’nin sadece geleceği için değil, bölgenin de geleceği için sınırlarımızın ötesindeki Kürt kardeşlerimizin de bölgesel huzur, barış için önemli olduğunu düşünüyorum, Suriye’de ve Irak’ta yaşayan Kürtler için. Biliyorsunuz Türkiye’nin ürettiği istikrar, sadece kendisini beslemiyor, bölgedeki ülkeleri de besliyor. Bu noktada ben orada da söyledim. Sadece Türkiye’deki Kürt kardeşlerimiz değil, sınırın ötesindeki Kürtler de Türkiye’nin ürettiği istikrardan ve refahtan payını alacaklar.”
Örgütün silah bırakma sürecine ve çalışmalara dair Fidan, şunları paylaştı:
“Gönül ister ki tabii daha hızlı olsun her şey. Mesela örgüt Mayıs 2025’te kendisini feshettiğini ve silahlı mücadeleye son verdiğini deklare etmiş. Geldiğimiz nokta şimdi Eylül 2026’dayız. Bir yıldan fazla bir zaman geçmiş. Silahların bırakılmasıyla ilgili somut adımların atılması şu ana kadar gerçekleşmedi. Bundan sonra gerçekleşmesi için işte birtakım mekanizmaların hayata geçmesi, onun için zaman faktörünün önemli olduğunu düşünüyorum. Daha hızlı olabilir ama dediğim gibi dikkatli olmak gerekiyor. Şu anda ortaya konmuş birtakım beyanlar, iradeler var ama pratikte tehdidin kendisini lağvetmesi, tehdit olmaktan çıkartması önemli. Bunu da çok yakından takip etmek gerekiyor.”
Suriye ve Irak’taki durum
Fidan, Suriye ve Irak’taki gelişen şartların da Türkiye’nin izlediği politikanın da “Terörsüz Türkiye” sürecini iki taraflı beslediği değerlendirmesinde bulunarak, “(Suriye ve Irak’taki gelişmeler) Terörsüz Türkiye açısından tamamlayıcı hususlar. Burada artık ne Suriye’de ne Irak’ta o ülkenin silahlı unsurları dışında herhangi bir silahlı unsurun barınmasına izin verecek ne siyasal ortam var, ne işgal ortamı var, ne artık anlayış var. Her iki ülkenin iktidarı da bu konuda kararlı, hem Bağdat hem Şam, kendi ülkelerinde kendi silahlı kuvvetleri dışında silahlı grupların, örgütlerin olmaması konusunda.” diye konuştu.
Artık bu ülkelerde kimsenin saklanma ya da Türkiye’ye ateş etme imkanı olmadığına dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir insanın Türkiye’de bir derdi varsa yapacağı tek bir iş, gelecek burada açıktan siyaset yapacak, kendi derdini halka götürecek, halktan destek alacak, zorlanacak, düşecek, kalkacak ama o siyaseti yapacak. ve Cumhurbaşkanımız öyle yaptı, diğerleri öyle yaptı. ‘Yok ben kafama yatmadı, ben gidip silah alayım.’ O zaman devleti karşınızda bulursunuz. Dolayısıyla ne Suriye ne Irak artık kendi için topraklarının PKK veya bir başka örgüt tarafından işgal edilmesine, silahlı gruplar tarafından kontrol edilmesine, bu grupların ülkede cirit atmasına kimse izin vermiyor artık. Gelinen nokta bu. Dolayısıyla bu Terörsüz Türkiye için tamamlayıcı bir nokta. İnşallah burada güzel bir imkan var. Umarız örgüt bu imkanı iyi değerlendirir. Karşılıklı atılacak adımlarla da bu sorunu inşallah kalıcı olarak gündemimizden çıkartırız.”
“Vatandaşlar daha fazla kayıt alıyor ve başkalarının hayatlarıyla ilgili veri üretiyor”
Yürüyerek konuşmayı, düşünmeyi ve iş görüşmelerini sevdiğini belirten Fidan, fırsat buldukça hem Türkiye’de hem yurt dışı ziyaretlerinde yürüdüğünü anlattı.
Fidan, kendisinin yürüyüş yaparken bir aracın kamerasıyla çekilmesine ve bunun sosyal medyaya yansımasına ilişkin, “George Orwell’ın, aslında topyekun gözetleme toplumunu biz kendi elimizle inşa ediyoruz. Şöyle bir ironi var aslında. Devletin yaptığı gözlem ve kayıtla, halkın birbirine yaptığı gözlem ve kaydı dikkate alıp karşılaştırdığınız zaman aslında vatandaşlar daha fazla şey yapıyorlar, kayıt altındalar. Daha fazla kayıt alıyorlar, daha fazla takip ediyorlar, daha fazla başkalarının hayatlarıyla ilgili veri üretiyorlar.” ifadelerini kullandı.
Bir noktada halkın “kendi kendini gözetlediği” değerlendirmesinde bulunan Fidan, yapay zeka konusunda ABD’nin teknolojiyi ürettiğini, etkilerini ve potansiyeli görmeye başladığını, iyi ve kötü yönlerini tartışacak noktaya geldiğini söyledi.
“Yapay zeka için seferberlik ilan edilmeli”
Fidan, Türkiye’nin yapması gerekenin bu teknolojiye sahip olmak olduğuna dikkati çekerek, “Bunun için bir seferberlik ilan etmemiz gerekiyor, bu fevkalade önemli.” dedi.
ABD ve Çin’in kendilerini yapay zeka yatırımları ve veri merkezleriyle yeni bir çağa hazırladıklarını kaydeden Fidan, bunun endüstri ya da başka devrimler gibi olmayacağını kaydetti.
Fidan, yapay zekanın nükleer silah açısından olduğu gibi “sahip olunan ya da olunmayan” bir teknoloji olduğuna işaret ederek, gelecekte yapay zekanın çok fazla hayata girmesiyle bir ülkeye yaptırım uygulanacağı zaman bunun “o ülkenin yapay zekadan kesilmesiyle” yapılacağı değerlendirmesinde bulundu.
Bunun şimdiden başladığını ve artabileceğini belirten Fidan, yapay zekanın diğer teknoloji ürünleri gibi alınamayabileceğini söyledi.
“Türkiye’nin de hissedarı olduğu birtakım adımların atılması gerekiyor”
Fidan, bu tür teknolojiyi kendi kendine de yapmanın kolay olmadığına işaret ederek, “Atacağımız adımlar var ama özellikle büyük datayı üreteceğimiz, büyük veri merkezlerini kuracağımız, kendi coğrafyamızın içerisinde belli ülkelerle bir araya gelip büyük adımlar atmamız gerekiyor. Avrupa Birliği ile de aslında bunu konuşuyoruz belli oranlarda. Türkiye’nin de hissedarı olduğu birtakım adımların atılması gerekiyor. Bu noktada hükümette yürütülen çalışmalar var, çok büyük bir farkındalık var bakanlarımız arasında.” diye konuştu.
Bunun artık sıradan bir teknolojik ve rekabet meselesi olmadığına dikkati çeken Fidan, “Bu ulusal güvenlikle ve var olmayla alakalı bir konu. Çok yukarıda bir konu. Konuyu oradan görüp, oradan götürmemiz gerekiyor.” dedi.
“Suriye artık normaldir, burada kalmalıyız, gelmeliyiz”
Fidan, Suriye’ye son yaptığı 2 günlük ziyaretine ilişkin, “Vermemiz gereken bir mesaj var: Orada bir gece kaldık. Suriye artık normaldir, burada kalmalıyız, gelmeliyiz.” ifadesini kullandı.
Suriye’de ziyaret ettiği yerlerin ve bunların Anadolu kültüründeki, inancındaki ve siyasetindeki önemini anlatan Fidan, “Tarihsel köklerimizin bir kısmı da orada. Ona da sahip çıkmak gerekiyor.” diye konuştu.
Fidan, Balkanlar’da çok fazla eser ve gidilecek yer olduğuna işaret ederek, Şam, Bağdat ve Orta Asya’da bazı şehirlerin de bu nitelikte olduğunu anlattı.
Tarihsel yolculuk yaparak kimlik ve anlam arayışını daha derin, zengin ve tamamlayıcı hale getirmenin de güzel olduğunu dile getiren Fidan, “Daha sağlıklı tarih okumasıyla, anlam okumasıyla daha iyi bir gelecek hazırlanıyor, ona inanıyorum.” ifadesini kullandı.
(Bitti)

MGM, Rize ve Artvin’in bazı ilçeleri için öğle saatlerine kadar sağanak uyarısı yaptı
1
Ataşehir’in Güven Kapısı Revizyon Garaj ile Otomotivde Kusursuz Hizmet Dönemi
2
Adalet Bakanı Gürlek, Adana’da şehit ailesini ziyaret etti
3
Antalya’da sıcak hava sahillerde yoğunluk oluşturdu, deniz suyu 29 derece ölçüldü
4
Sendika yöneticileri, Eğitim Gücü-Sen Genel Başkanı Özat’ı ziyaret etti
5
Bingöl’de Zaza Festivali başladı, Vali Çelik Zazacanın gençlere aktarılmasını istedi
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.