CHP Sözcüsü Müslim Sarı, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı. MYK toplantısında ekonomiye ilişkin değerlendirmeleri aktaran Sarı, iktidarın hedeflediği enflasyon oranlarının gerçekçi olmadığını söyledi.
Asgari ücretin ve en düşük emekli aylığının açlık sınırının altında kaldığını vurgulayan Sarı, 2027 yılı bütçesinin zam beklentisini karşılamadığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Çok açık bir tablo olarak şunu söylemeliyiz ki 40 bin liranın altında bir aylık maaş, o kişiyi açlık sınırının altında tutacaktır. 38 bin liraya gelmiş açlık sınırı 2 ay sonra 40 bin lira olacaktır. 2 ay sonra, 1 Ocak’ta emekliye zam yapacağınız zaman bu zammın en az yüzde 70 seviyesinde olması gerekir. Bizim CHP olarak önerimiz, 23 bin lira olan en düşük emekli maaşının yüzde 70 oranında zamlandırılmasıdır, en az 40 bin lira seviyesine çıkartılmasıdır, hiç kimsenin açlık sınırı altında bırakılmamasıdır. Buna paralel bir biçimde diğer emekli aylıkları da arttırılmalıdır, en az yüzde 70 oranında. ve asgari ücret de buna paralel biçimde arttırılmalıdır.
Yani asgari ücret, en düşük emekli maaşının en az yüzde 30 üzerinde olmalıdır. Bizim teklifimiz bunun 50-52 bin lira seviyesinde olmasıdır. Bunlar gerçekleşmediği sürece, bunlar verilmediği sürece bu enflasyon oranları karşısında geniş kitlelerin, geniş toplumsal kesimlerin, işçinin, memurun, emeklinin korunması mümkün değildir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 yılında bütçe olanaklarının çok çok üstünde, enflasyonun çok çok üstünde, beklenen enflasyonun çok çok üstünde emekli maaşı artışları yapacağını söylüyor. Biz de buradan geçen hafta da söylemiştik: Bütçe olanaklarına baktığımız zaman, 2027 yılı bütçe harcamalarındaki artış oranlarına baktığımız zaman bunun hedef enflasyonun 10 puan üzerinde olmasına olanak yoktur.
Yani emeklinin 1 Ocak’ta alacağı zam, bütün yıl boyunca alacağı zam mevcut bütçe olanakları içinde yüzde 40’ı geçmeyecektir. ‘Hedef enflasyon yüzde 21, emekliye veriyorum yüzde 40, aa ne güzel, reel olarak bunların gelirini arttırıyorum’ diyemezsiniz. Çünkü yapmış olduğunuz yüzde 40 zam bile geniş emekli kesimlerini açlık sınırının altında tutacaktır. Açlık sınırının üstüne çıkaracak, altından kurtaracak olan zam miktarı yüzde 70’tir. En düşük emekli maaşının en az 40 bin lira olması gerekir 1 Ocak’ta. ve haziranda bu yeniden arttırılacak. Dolayısıyla kimse kimseyi kandırmasın, kimse emekliyi kandırmasın, kimse asgari ücretliyi kandırmasın. Bu bütçe olanakları bir tercih gösterir; her bütçe bir hükümet için tercihtir. Bu bütçede de hükümet aslında emekliyi, dar gelirliyi değil, faiz çetesini korumaktadır.”

Fon krizine ilişkin de konuşan Sarı, fon krizinde 3 ayak olduğunu belirterek, “Bu ayaklar neler? Bir; manipülatörler, yani manipülatörlere dönük kovuşturmalar, cezai hükümler, cezai süreçler. İki; kurumsal sorumluluk, yani denetim yapması gereken firmaların, bilimlerin… daha doğrusu kurumların sorumluluğu. Üç; siyasi sorumluluk, bu işin siyasi ayağı. Bu 3 ayak eş zamanlı bir biçimde üzerine gidilmesi gereken ayaklardır. Bunlar olmadığı sürece bu iş eksik bırakılır. Bir de dedik ki bu işin 2 tane temel zemini var: Bu fonlar tasfiye edilirken kamu kaynağı kullanılmayacak. Bu, örgütlü suçlar kapsamında değerlendirilecek. Şimdi bizim kırmızı çizgilerimiz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu” dedi.
ABD seçimleriyle Donald Trump’un “topal ördek” durumuna düştüğünü ifade eden Sarı, “Öyle anlaşılıyor ki Trump ‘topal ördek’ durumuna düşmüştür. En az 6 yıl boyunca Amerika’daki Kongre ve Senato seçimlerinin, Temsilciler Meclisi seçimlerinin 2 yılda bir 3’te 1’inin yenileneceğini düşünecek olursak oluşan ağırlık en az 6 yıl boyunca Demokratların bu parlamentonun her iki kanadında ciddi bir ağırlık oluşturacağını bize gösteriyor. Dolayısıyla 2028’de yapılması söz konusu olan başkanlık seçimleri bakımından da bir ipucu veriyor. Trump’ın son 2 yılda Amerika’yı bugüne kadar olduğu rahatlıkta yönetemeyeceğini de bize söylüyor” diye konuştu.
Çukurova ve Milas belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından yapılan başkan vekili seçimlerine ilişkin konuşan Sarı, Cumhur İttifakı ile CHP’nin ittifak yaptığı yönündeki eleştirilere yanıt vererek, “Bunun üzerinden bazı spekülasyonlar yapıldı: ‘Cumhur ile ittifak yaptınız, iş birliği yaptınız.’ Böyle bir şey söz konusu değil. Biz hiç kimseyle iş birliği ya da ittifak yapmadık. Adayımızı çıkarttık, kimseyle pazarlık yapmadık. Adayımıza oy verdiler ya da vermediler. Neticede YENİ Parti’nin 14 belediye meclis üyesi vardı, 17 oy aldı. Demek ki 3 oyu da Cumhur İttifakı’ndan almış. Bizim de 13 belediye meclis üyemiz vardı, 19 oy aldık. Demek ki 6 oyu Cumhur İttifakı’ndan almışız. Yani ‘Cumhur İttifakı böyle blok olarak Cumhuriyet Halk Partisi adayını destekledi, siz de burada iş birliği yaptınız’ söylemi zinhar yanlış bir söylemdir. Hiçbir maddi karşılığı yoktur, hiçbir maddi temeli yoktur” dedi.
Bu işten çıkmanın yolu kurultay yapmaktır. Ancak kurultay yapamıyorsak kongreleri yapmaya başlayalım. Dolayısıyla dedik ki ‘biz eylül ayında bir kongre takvimi ilan edeceğiz’. En başından beri, haziran ayından beri biz bunu söyledik. Dediler ki: ‘Niye eylül ayında ilan ediyorsunuz? Niye şimdi ilan etmiyorsunuz?’ Şimdi ilan edemiyoruz, çünkü il yöneticilerimiz ve ilçe yöneticilerimiz bize, ‘Siz butlansınız, biz sizi tanımıyoruz’ diyorlar.
Şimdi il yöneticim ve ilçe yöneticim, il başkanım ve ilçe başkanım beni tanımazken ben seçim kurulu ile olağan kongre takvimini nasıl yöneteceğim? O zaman biz mecburen partiyi olağan kongre süreçleri içine sokabilmek için bir hazırlık yapmak zorunda kaldık ve o hazırlığı da yaz ayları boyunca tamamladık. Hepinizin bildiği üzere yetmiş dört tane ilimizde düzenleme yapıldı. Bu süreçler tamamlandı ve ilk başta söz verdiğimiz gibi eylül ayında bir kongre takvimi ilan ettik.
Kongre takviminde ekim ayının sonunda, yani 28’inde üyelikler askıya çıkacaktı ve en geç 14 Şubat’ta biz kongrelerimizi tamamlayacaktık. Şimdi bir hukuki ihtilaf oluşmasın diye —farklı hukukçular bu tedbir kararı karşısında farklı düşünüyor— biliyorsunuz, geri çekmeyle ilgili bazı şeyler oldu. Ancak henüz ilgili yargı birimleri tarafından bir açıklama yapılmadığı, bir tartışmaya neden olmamak için onu 15 gün ötelemiş olduk başlangıç sürecini.
Ama 14 Şubat’ta yine biz kongrelerimizi bitiriyoruz. Özgür Özel diyordu ki ‘bizim arkamızda yüzde doksan halk desteği var.’ Biz de o gün diyorduk ki: ‘Arkanızda yüzde doksan halk desteği varsa partiyi bırakıp gitmeyin. Partiyi bölmeyin. Gelin kalın, kongrelerimizi yapıyoruz. Kongrelerimizde yarışalım. Yine siz kazanırsınız’. Yani bu kadar bir halk desteğiniz varsa yine siz kazanırsınız.
Neticede Cumhuriyet Halk Partisi kongrelerinde oy kullanacak olan kişiler Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyeleri. Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinde de herhalde yüzde 90 desteğiniz vardır. Yani halk meclisinde yüzde 90 desteğiniz varsa, halk sizin arkanızdaysa herhalde üyeler de sizin arkanızdadır. Dolayısıyla bırakıp gitmenin anlamı nedir? Ayrılıp gitmenin anlamı nedir? Gelin burada birlikte bir siyasal mücadele yapalım. Ancak arkadaşlarımız onu tercih etmediler. Başka bir siyasal yolculuğa çıktılar.
Şimdi bunun karşısında şunu sormak gerekir: Neden Cumhuriyet Halk Partisi’ni böldünüz? Neden Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini bölerek kendinize başka bir parti inşa ettiniz? Soruyoruz arkadaşlara: Sizin ideolojik, politik olarak Altıok’tan ne farkınız var? Bizim programımızdan ne farkınız var? Hiçbir politik fark göremiyoruz. Bence onlar da göremiyor. Peki bu bir siyasal ayrışma değilse, burada yapay bir ayrışma söz konusuysa o zaman başka bir partiye niye gittiniz? Niye başka bir parti kurdunuz?
Bunun tek açıklaması var: Kendinize koltuklar inşa etmek istiyorsunuz. Koltuk arıyorsunuz kendinize. Burada bir siyasal mücadele yapmak yerine size bir parti gerekiyordu. ve siz o partiyi kurdunuz ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni parçalamak ve bölmek istediniz. Dolayısıyla mesele bu kadar açıktır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongreleri ve kurultayını yapmamasıyla, takvimiyle ilgili bir mesele değildir bu. Bu mesele çok açık bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilişkin arkadaşlarımızın bakış açısıyla ilgilidir.”

Sarı, olası bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği seçimi durumda nasıl hareket edeceklerini şöyle anlattı:
“Biz belediye meclislerindeki ayrışmada, belediye başkanlıklarındaki ayrışmada özellikle İstanbul’da ayrışmanın tarafı olmak istemiyoruz. Biz bir arada kalmak, bir arada olmak, AKP’ye karşı İBB’de birlikte omuz omuza olmak istiyoruz. En başından beri biz bunu söyledik. Çünkü İBB’de Cumhur İttifakı’nın belediye meclis üyeleri sayısıyla, YENİ Parti artı CHP’nin —yani muhalefetin, ki buna DEM’i de katalım— belediye meclis üyeleri sayısı arasındaki fark bir hayli azalmış durumda. Şimdi böyle bir zamanda bildiğiniz üzere DEM de kendi grubunu kurmak istedi, ayrıştı bu sürecin içinde.
Ama kent uzlaşısıyla ilgili kurdukları dayanışmanın içinde kaldıklarını belirttiler. Bu kendi tercihleridir, takdirleridir. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’yle beraber hareket ederler, YENİ Parti’yle beraber hareket ederler; ben buradan öyle bir siyasal sonuç çıkartıyorum, ama kendi grupları olacak artık. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin grubu da ‘YENİ Parti ve CHP grubu’ diye ayrışmasın istedik.
Hatta bakın, biz çok büyük fedakarlıklar da yaptık bu konuda. Neydi o fedakarlıklarımız? Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğinin zedelenmesini bile, örselenmesini bile sineye çektik. ya düşünebiliyor musunuz? Bir belediye meclis üyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye meclis üyesi, kendi ilçesinde Cumhuriyet Halk Partisi üyelerini arayıp istifa etmelerini ve başka bir partiye katılmalarını istiyor. Başka bir partinin siyasal aktivitesine katılıyor. Başka bir partinin genel başkanını kendi odasında tutuyor. ya da, ‘Ben Cumhuriyet Halk Partisi belediye meclis üyesiyim ama benim liderim Özgür Özel’dir’ diyor.
Şimdi bütün bunların hepsini biz gördük, yaşadık, not ettik, kaydettik. ve bu ayrışmanın tarafı olmayalım diye İstanbul’da ortaya çıkabilecek olası bir seçime karşı birlikte olalım, birlikte hareket edelim, bir ayrışma oluşmasın diye bunlardan bir kısmını sineye çektik. Ama bu artık sürdürülemez noktaya geldi.
Geçen hafta ya da ondan önceki hafta 2 arkadaşımızı ihraç etmek zorunda kaldık. Şimdi önümüzdeki günlerde istifalarımız oldu. Biliyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılarak YENİ Parti kendi grubunu kurdu. Ayrışan taraf onlar, biz değiliz. Partiden ayrılan, istifa edenler onlar, biz değiliz. Kendi yollarına giden onlar, biz değiliz. Biz bütün bunlara rağmen yine de Cumhuriyet Halk Partisi olarak AKP’ye İstanbul’u kaybettirmemek için iş birliğine açık olduğumuzu, birlikte olduğumuzu, birlikte davranacağımızı ilan ediyoruz. Önümüzdeki günlerde bu konuda İstanbul’da toplantılar olacak. Hem belediye başkanlarımız hem belediye meclis üyelerimizle İstanbul İl’de bir çalışma yürüteceğiz. ve hafta sonu boyunca bu toplantılarımız devam edecek ve bu toplantılarımız sonucunda da bir noktaya, bir karara ulaşmış olacağız.”

Edirne Belediye Başkanı Gencan, personel mobbing iddialarının tetkikini istedi
1
Ataşehir’in Güven Kapısı Revizyon Garaj ile Otomotivde Kusursuz Hizmet Dönemi
2
İzmir Karaburun ve Urla’da 87 düzensiz göçmen yakalandı, 3 kaçakçı gözaltına alındı
3
Büyükçekmece’de yol verme tartışmasında sürücü, diğer aracına arkadan çarpıp kaçtı
4
Edirne’de tur otobüsü TIR’a arkadan çarptı, Bulgaristan uyruklu 10 turist yaralandı
5
İsviçreli çellist Jodok Vuille, Türkiye’deki ilk büyük solo konserinde Şımarık’ı çaldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.