a
Üst Banner

Altın Portakal’da Emiroğlu, kentsel dönüşümün belleği yok ettiğini söyledi

63. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde gösterilen 'Sevda' filminin yönetmeni Ufuk Emiroğlu, kentsel dönüşümün toplumsal belleği de yok ettiğini söyledi. Emiroğlu, hikayeyi Ercan Kesal ile geliştirdiğini ve İstanbul Fikirtepe'deki değişimin senaryoya yön verdiğini anlattı.

ad826x90
ad826x90

(ANTALYA) – 63’üncü Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde kentsel dönüşümün ele alındığı “Sevda” filmiyle seyirci karşısına çıkan yönetmen Ufuk Emiroğlu, kentsel dönüşümün yalnızca kentlerin fiziksel yapısını değil, toplumsal belleği de yok ettiğini söyledi. Filmin hikayesini Ercan Kesal ile geliştirdiklerini belirten Emiroğlu, İstanbul Fikirtepe’de tanık olduğu değişimin senaryoya yön verdiğini anlattı.

ad826x90

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda gösterilen yönetmen Ufuk Emiroğlu’nun “Sevda” filmi, kentsel dönüşümün kentlerin fiziksel yapısının yanı sıra toplumsal belleğe ve aidiyet duygusuna etkisini konu alıyor. Emiroğlu, filmde eski bir Osmanlı mezarlığını korumak isteyen bekçiyle karşılaşan emlak danışmanı Sevda’nın geçmişiyle yüzleşmesini anlatıyor. Tülin Özen, Macit Koper, Mert Fırat ve Ercan Kesal’ın rol aldığı film, kentsel dönüşümün toplumsal hafıza üzerindeki etkisini ele alıyor.

Filmin hikayesinin Gezi Parkı eylemleri döneminde Ercan Kesal ile yaptıkları görüşmelere dayandığını belirten Emiroğlu, daha önce çektiği “Babam, Devrim ve Ben” adlı belgesel-animasyon filminin İstanbul Documentarist Festivali’nde gösterildiğini ve burada ödül aldığını söyledi.

Festival jüri başkanı Ercan Kesal ile hikayesini geliştirdiklerini belirten yönetmen Ufuk Emiroğlu, başlangıçta geçmişini bilmeyen bir insanın Türkiye’de yaşayabileceği hayatı ele aldıklarını, ancak İstanbul Fikirtepe’de tanık olduğu kentsel dönüşümün senaryonun merkezine yerleştiğini söyledi. Filmdeki eski Osmanlı mezarlığının geçmişin ve toplumsal belleğin simgesi olduğunu vurgulayan Emiroğlu, aşırı modernleşmenin tarihi ve kültürel değerleri yok edebileceğini belirterek geçmişin unutulmasının aynı hataların tekrarlanmasına yol açabileceğine dikkati çekti.

ad826x90

“DİRENİŞ BAZEN HİÇ BEKLENMEDİK BİR İNSANDAN GELEBİLİR”

ad826x90

Filmde büyük inşaat projelerinin karşısında yaşlı bir mezarlık bekçisinin direnişinin yer aldığını anlatan Emiroğlu, kentsel dönüşüm süreçlerinde her şeyin kontrol altında olduğu düşünülse de beklenmedik bir direnişin ortaya çıkabileceğini ifade ederek, “Her şey kontrol altındaymış gibi görünüyor. Ama bir yerde direniş ortaya çıkabilir. Üstelik bu direniş her zaman beklediğimiz kişiden gelmeyebilir. Bazen yaşlı bir insan da direnebilir. Filmde her şeyin güzel sonuçlandığı, mutlu sonla biten bir hikaye anlatmak istemedik. Çünkü gerçek hayatta durum böyle değil. Her zaman mutlu bir son yok” dedi.

Filmin başkarakteri Sevda’nın geçmişiyle yüzleşerek değişmesini kendi yaşamıyla ilişkilendiren Emiroğlu, bir yaşındayken ailesiyle İsviçre’ye taşındığını ve 19 yaşına kadar Türkiye’ye dönmediğini anlattı. Antalya’ya dönüşünün ailesiyle, kökleriyle ve geçmişiyle yeniden bağ kurmasını sağladığını belirten Emiroğlu, Sevda’nın ise kim olduğunu ve yaşadıklarının nedenlerini keşfettikçe değiştiğini ifade etti. Karakterin gelişiminde çocukluk travmalarının ve terk edilme korkusunun önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Emiroğlu, Tülin Özen ile birlikte Sevda’nın ilişkilerini bu korku üzerinden şekillendirdiklerini belirtti. Sevda’nın yeniden yalnız kalma endişesiyle ilişkilerden kaçındığını, geçmişiyle yüzleştikçe travmalarını anlamlandırmaya ve aşmaya başladığını vurguladı.

“BABAM VE ARKADAŞLARI GECEKONDULARIN YIKILMASINA KARŞI DİRENDİ”

Kentsel dönüşüme karşı mücadelenin önemine değinen Emiroğlu, ailesinin geçmişinden bir örnek vererek 1970’li yıllarda Antalya’da yaşanan gecekondu direnişlerini hatırlattı. Babasının da bu mücadelede yer aldığını belirten Emiroğlu, şunları söyledi:

ad826x90

“Benim babam ve arkadaşları, 1970’lerde Antalya’da gecekonduların yıkılmasına karşı direniş gösterdiler. Bu direnişin ardından gecekondularda yaşayan insanlar tapu sahibi olabildiler. Bu nedenle direnişleri unutmamak gerekiyor. Bugün bir çözüm göremiyor olabiliriz ama geçmişte insanlar direndiler ve kazandılar. Bu deneyimleri hatırlamak önemli.”

“GEÇMİŞİMİZİ BİLMEDEN AYNI HATALARI YAPARIZ”

Bireysel hafızayla toplumsal hafıza arasındaki ilişkiye de değinen Emiroğlu, geçmişle yüzleşmenin yalnızca kişisel bir mesele olmadığını, toplumların geleceğini de belirlediğini ifade ederek, “Kendi geçmişimizi, ailemizin geçmişini, ülkenin geçmişini ve politik geçmişimizi bilmeden çok fazla hata yapabiliriz. Sevda da geçmişiyle yüzleştikten sonra farklı kararlar almaya başlıyor. Kendisi için daha olumlu seçimler yapabiliyor. Çünkü artık kim olduğunu ve nereden geldiğini daha iyi biliyor” açıklamasında bulundu.

Kentsel dönüşümün kimin geleceğini kurduğu, kimin geleceğini yok ettiği sorusunu da yanıtlayan Emiroğlu, İstanbul’da yükselen yeni yapılaşmayı eleştirerek, “Zor bir soru. Ama bence herkesin geleceğini yok ediyor. Fikirtepe’de gördüğümüz, filmde de yer alan o binalarda aslında kim yaşamak istiyor? Kimse. Bu binaların neden yapıldığını kimse bilmiyor, kimse anlamıyor” dedi.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Van’da 29 Ekim kutlamaları yağış nedeniyle otele alındı, geçit yapılmayacak

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.