a
Üst Banner

İletişim Başkanlığından “Ortak Gelecekte Biriz” paneli

- AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül: "(Terörsüz Türkiye) Artık annelerin ağlamayacağı, evladını kaybedenin torununu kaybetmediği bir Türkiye'de, güvenli bir şekilde gençlerimizin geleceğe emin adımlarla bakacağı önemli bir sayfa açılmıştır. Bu sürecin sahibi annelerdir, gençlerdir, tüm Türkiye'dir" Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse: "Gerçekten Türkiye içerisinde örgüt unsurları kalmadığı gibi Irak'ta çok ciddi mesafe alındı. Sincar, Gara ve Metina bölgelerinde birçok mağara boşaltıldı ve süreç aslında sağlıklı bir şekilde ilerliyor"

ad826x90
ad826x90

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Ortak Gelecekte Biriz” paneli düzenlendi.

ad826x90

Başkanlığın Konferans Salonu’nda düzenlenen panelin koordinatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Dairesi Başkanı Kasım İleri yaparken, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, Basın İlan Kurumu (BİK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Edibe Sözen Çetintaş, SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş ve Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu da konuşmacı olarak yer aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde terörle başarılı bir mücadele yürütüldüğünü belirten Gül, terörü kaynağında kurutma politikasıyla atılan başarılı adımlarda siyasal istikrarın etkili olduğunu söyledi.

Önceki dönemlerde terörü bitirmek adına birtakım çabaların olduğunu ifade eden Gül, kimilerinin iyi niyetli, kimilerinin güvenlikçi paradigmayla, kimilerinin ise farklı reformist yaklaşımlarla çok çaba harcadığını ancak başarıya ulaşamadıklarını dile getirdi.

ad826x90

Bunun sebebine değinen Gül, “Çünkü siyasal istikrarın olmadığı, krizlerin yaşandığı bir yerde paradigmanın yanlış olduğu bir yerde eğri cetvelle doğru bir şey çizemezsiniz. ya yaklaşım farklılıkları, ya siyasal istikrarsızlık, ya krizin aslında tam da terörün ortaya çıktığı, terörden beslenen içeride ve dışarıdaki güçlerin tam arzu ettiği meseleler söz konusu.” dedi.

ad826x90

Gül, bugün Terörsüz Türkiye’nin başarıya ulaşmasının temel sebeplerinden birinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü siyasal liderliği ile AK Parti’nin ortaya koyduğu demokratik reformların sahiciliğinin, inandırıcılığının ve tüm Türkiye’de kabul görmesinin bu başarıda önemli rol oynadığını belirtti.

Bir parti hariç olmak üzere TBMM’de milli iradenin yüzde 95’ini temsil eden milletvekillerinin katılımıyla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun oluşturulduğunu aktaran Gül, Türkiye’de Terörsüz Türkiye’ye ilişkin söz söyleyebilecek her kesimi Komisyon’da dinlediklerini hatırlattı.

Türkiye’de hiçbir zaman etnik yönde bir çatışmanın yaşanmadığına dikkati çeken Gül, “Bu yönüyle çok kıymetlidir. Bir terör sorunu vardı ama asla bir halklar arasında, Türkiye’deki yaşayan milletimiz arasında bir kavga, savaş olmadı.” dedi.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunu’nun ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyen Gül, “Artık annelerin ağlamayacağı, evladını kaybedenin torununu kaybetmediği bir Türkiye’de, güvenli bir şekilde gençlerimizin geleceğe emin adımlarla bakacağı önemli bir sayfa açılmıştır. Bu sürecin sahibi annelerdir, gençlerdir, tüm Türkiye’dir.” diye konuştu.

ad826x90

“Süreç sağlıklı bir şekilde ilerliyor”

MİA Başkanı Köse de terörün bitirilmesine yönelik çalışmaya bütün devlet kurumlarının destek verdiğini belirtti.

Türkiye’nin teröre yönelik mücadelesinin diğer ülkelere göre kendine daha has olduğunu dile getiren Köse, ” Türkiye’nin tecrübesi biraz bütüncül olarak ele alınmak durumda. 90’lı yıllarda Özal döneminde bir çalışma yapıldı. O dönemde ateşkes sağlanmıştı ancak hem devlet mekanizması içerisinde bir konsensüs oluşmamıştı.” açıklamasını yaptı.

AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2005’te Diyarbakır’da yaptığı konuşmanın çok önemli olduğunu ifade eden Köse, konuyu tanımlayan, çerçeveleyen önemli bir girişim olduğunu söyledi.

Önceki yıllarda terörle mücadelede Türkiye’nin attığı adımlardan bahseden Köse, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Burada tıkandığımız nokta terör örgütünün tasfiyesi ve silahlanma süreciydi. Bu konuda da yasa, şartlı olarak devreye sokuldu ve gerçekten Türkiye içerisinde örgüt unsurları kalmadığı gibi Irak’ta çok ciddi mesafe alındı. Sincar, Gara ve Metina bölgelerinde birçok mağara boşaltıldı ve süreç aslında sağlıklı bir şekilde ilerliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

ad826x90

Terörsüz Türkiye sürecini bozmak isteyenlerin ve terörün yaşandığı bölgenin istikrarsız olmasına yönelik plan yapanların olabileceğine işaret eden Köse, şöyle devam etti:

“Daha önce güvenlik alanında atılan adımlar olmasaydı, toplumsal konsensüs sağlanmamış olsaydı, işin bölgesel yönü bir kenara bırakılmış olsaydı bugün bu noktaya gelmemiş olurduk. Dolayısıyla burada Türkiye gerçekten kendine özgü bir model oluşturuyor. Diğer çatışmalardan aslında diğer yaşanan sorunlardan daha karmaşık olduğunu da net bir şekilde söyleyebiliriz ama dediğim gibi yani bu zemin üzerinde başarılı bir şekilde gidiliyor.”

“Çok iyi bir çerçevede hazırlandığı söyleniyor”

BİK Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Çetintaş da Terörsüz Türkiye sürecinin altyapısının tamamlandığını ifade etti.

İletişim Başkanlığının “Ortak Gelecekte Biriz” sloganını hatırlatan Çetintaş, şöyle konuştu:

“Tam bir batılı toplum olmadığımız için geçmişimiz bir, geleceğimiz bir. Neden bunu çok rahatlıkla kullanıyorum? Çünkü geçmişimizde Paris sokaklarında Protestanların Katolikleri, Katoliklerin Protestanları kestiği ve kan gölüne dönen sokaklarımız yok. Afrika’da olduğu gibi bir sömürge geçmişimiz yok. Amerika’da olduğu gibi bir soykırım geçmişimiz yok. Her ne kadar bize mal etmek istedikleri soykırım tecrübeleri olsa da tarih bunu reddediyor, insanlarımız bunu reddediyor. O yüzden geçmişimiz temiz bir sayfa olarak, Anadolu coğrafyasında taptaze duruyor. O yüzden içinde Kürt’ü de Laz’ı da Arap’ı da Çerkes’i de farklı etnik gruplara inip de alanı daraltmayalım ama geçmişte aidiyet duygusunun gelecekteki aidiyet duygusunu konsolide ettiği bir sürece, bir tarihe sahibiz.”

SETA Genel Koordinatörü Miş de 2 yıllık süreçte devlet politikası olarak yürütülen Terörsüz Türkiye sürecinin hem yöntemi hem de gelinen süreçteki aşamalar açısından toplumda biraz daha sürece olan desteğin arttığını söyledi.

Sürece temkinli destek verenlerin olduğunu dile getiren Miş, bunun en önemli alt kırılımları arasında Türkiye’nin teröre yönelik yakın ve geçmiş tecrübesi olduğunu ifade etti.

Terörsüz Türkiye sürecinin birçok açıdan titizlikle yürütüldüğünü vurgulayan Miş, şöyle devam etti:

“Toplum bundan sonraki süreçle ilgili ne bekliyor? Birincisi şu. Bu meselenin Meclis’te gerçekten büyük bir mutabakatla kabul edilmesi, bir devlet politikası olarak takip edilmesi ve aynı zamanda kurumların eş güdüm halinde çalışmasını önemsiyor. Bundan sonraki süreçte de bence bu yöntem devam ettirilmeli. İkincisi, toplum bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyor ama diğer taraftan terör örgütünün ya da Öcalan’la ilgili toplumun hassasiyetlerini, şehitlerimizin, gazilerimizin rahatsız olabileceği söylemlerden, görüntülerden, eylemlerden uzak durulması gerektiğine yönelik olarak da bir duruşunun, bir ikazının olduğunu da söylemek lazım. Aslında çıkarılan yasanın gerçekten bu meseleyi yakından takip edenlerle konuştuğunuz zaman çok iyi bir çerçevede hazırlandığı söyleniyor. Yani hem kırmızı çizgiler anlamında hem de süreç yönetimi anlamında iyi hazırlandığı söyleniyor.”

“Sürecin başarıya ulaşmasını arzu edenler kadar bu tekere çomak sokmak isteyenler de var”

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Müderrisoğlu ise enformasyonla dezenformasyonun savaştığı bir dönemde olduklarına dikkati çekti.

Terörsüz Türkiye sürecinin tek taraflı bir süreç olmadığını belirten Müderrisoğlu, şöyle konuştu:

“Bizim dışımızda da bu sürecin başarıya ulaşmasını arzu edenler kadar bu tekere çomak sokmak isteyenler de var. Onlar da dezenformasyon araçlarını son derece etkili bir şekilde kullanabiliyorlar. O nedenle buradan verilen mesajın sahadaki karşılığı veya diğer aktörler tarafından anlatım biçimine dikkatle ele alınması ve yönetilmesi gereken bir boyutu arz ediyor. Yani sadece resmi söylemlerle yetinemeyiz. Sahanın gerçeklerini de düzenli olarak takip etmek ve aktarmak durumundayız.”

Karşı görüşlerin hemen bir düşman olarak algılanmaması gerektiği, onları anlamak ve dinlemek gerektiğini söyleyen Müderrisoğlu, “Birbirimizi ikna etmek zorunda değiliz. Bir ikna sürecinden de bahsetmiyoruz. Bir görüş empoze etme sürecinde hiç değiliz ama birbirimizi anlamamız gereken bir süreçte olduğumuzu düşünüyoruz. O nedenle anlamak aynı zamanda yeni dil inşasının da başlangıç noktası. Bütün bunların içinde ve belki de en önemlisi gençler olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Yüksekova’da yağışın ardından gökkuşağı belirdi, anlar cep telefonlarıyla kaydedildi

HIZLI YORUM YAP