a
Üst Banner
  • MagazinBultenleri
  • Gündem
  • Hamas’ın 7 Ekim saldırısından üç yıl sonra Gazze’de İsrail saldırıları sürüyor

Hamas’ın 7 Ekim saldırısından üç yıl sonra Gazze’de İsrail saldırıları sürüyor

7 Ekim 2023'te Hamas öncülüğündeki silahlı grupların İsrail'in güneyine düzenlediği saldırıların üzerinden üç yıl geçti. Ekim 2025'teki ateşkese karşın İsrail saldırıları sürerken Gazze'de yaklaşık 74 bin Filistinli öldü; İsrail 27 Ekim 2026'da sandığa gidiyor.

ad826x90
ad826x90

(ANKARA) – Hamas öncülüğündeki silahlı grupların 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıların üzerinden üç yıl geçti. Saldırılarda yaklaşık bin 200 kişi yaşamını yitirirken; 251 kişi, Gazze’ye götürüldü. İsrail’in ardından başlattığı katliamda Gazze’de yaklaşık 74 bin Filistinli hayatını kaybetti. Ekim 2025’te varılan ateşkese karşın İsrail saldırıları sürerken; Gazze’nin büyük bölümü, İsrail Ordusu’nun kontrolünde bulunuyor. 7 Ekim’in yarattığı güvenlik ve siyasi kriz ise 27 Ekim’de sandığa gidecek İsrail’de Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini belirleyecek başlıca başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

ad826x90

Hamas öncülüğündeki silahlı grupların 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırılarla başlayan ve Gazze Şeridi’nde üç yıl boyunca on binlerce kişinin ölümüne, nüfusun büyük bölümünün yerinden edilmesine ve bölgenin altyapısının büyük ölçüde tahrip olmasına yol açan çatışmalar dördüncü yılına giriyor.

Üç yıl içinde Gazze’deki savaş; Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasında geniş çaplı çatışmaya, Yemen’deki Husilerin İsrail ve Kızıldeniz’deki gemilere yönelik saldırılarına, İran ile İsrail arasındaki doğrudan askeri çatışmalara ve Orta Doğu’nun güvenlik mimarisinde önemli değişikliklere neden oldu. İsrail’de ise 7 Ekim’deki güvenlik zafiyeti, rehinelerin geri getirilmesi tartışmaları ve savaşın yönetimi Başbakan Netanyahu hükümetine yönelik iç siyasi baskının temelini oluşturdu.

7 EKİM’DE NE OLDU?

ad826x90

Hamas, 7 Ekim 2023 sabahı Gazze Şeridi’nden İsrail’e binlerce roket fırlattı. Silahlı gruplar aynı zamanda sınır bariyerini aşarak İsrail’in güneyindeki yerleşimlere ve askeri noktalara girdi. İsrail verilerine göre, saldırılarda yaklaşık bin 200 kişi öldürüldü, aralarında siviller ve askerlerin bulunduğu 251 kişi rehine olarak Gazze Şeridi’ne götürüldü. Saldırı, İsrail tarihinde bir günde yaşanan en yüksek can kaybına yol açan saldırı oldu.

ad826x90

İsrail, aynı gün Gazze’ye hava saldırılarına başlarken dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant, 9 Ekim’de Gazze Şeridi’ne “tam abluka” uygulanacağını açıkladı. İsrail Ordusu, 13 Ekim’de Gazze’nin kuzeyindeki nüfusun güneye gitmesini istedi, 27 Ekim’de ise geniş çaplı kara harekatını başlattı. Bu süreç, Gazze nüfusunun büyük bölümünün en az bir kez yerinden edilmesine yol açtı.

İLK ATEŞKES YEDİ GÜN SÜRDÜ

Katar, Mısır ve ABD’nin arabuluculuğunda Kasım 2023’te İsrail ile Hamas arasında ilk geçici ateşkes sağlandı. Yedi gün süren ateşkes sırasında Hamas’ın elindeki rehinelerin yaklaşık yarısı, İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların serbest bırakılması karşılığında bırakıldı.

Ateşkes, 1 Aralık 2023’te sona erdi ve İsrail saldırılarını yeniden başlattı. İsrail Ordusu, bu dönemde kara harekatını Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’a doğru genişletti.

ad826x90

GAZZE SAVAŞI 2024’TE BÖLGESEL ÇATIŞMAYA DÖNÜŞTÜ

2024 yılı boyunca çatışmalar, Gazze sınırlarının ötesine yayıldı. Hizbullah, 8 Ekim 2023’ten itibaren Lübnan’ın güneyinden İsrail’e saldırılar düzenlerken; İsrail de Lübnan’a yönelik hava saldırılarını artırdı. İran’ın Şam’daki diplomatik yerleşkesine Nisan 2024’te düzenlenen ve İranlı üst düzey askeri yetkililerin öldüğü saldırının ardından İran, ilk kez kendi topraklarından yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla İsrail’i hedef aldı.

Gazze’de ise savaşın ağırlık merkezi 2024 baharında, yüz binlerce Filistinlinin sığındığı Refah’a kaydı. Uluslararası çağrılara rağmen İsrail, mayıs ayında Refah çevresindeki kara operasyonlarını başlattı ve Mısır-Gazze sınırındaki bölgelerde kontrol sağladı.

Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Güney Afrika’nın İsrail’e karşı Soykırım Sözleşmesi kapsamında açtığı davada 26 Ocak 2024’te İsrail’in soykırım kapsamına girebilecek eylemleri önlemek için tedbir almasına hükmetti. Mahkeme, 24 Mayıs’ta ise önceki tedbir kararlarını teyit ederek Refah’taki askeri operasyonla ilgili ek tedbir kararı verdi. Esasa ilişkin dava ise devam ediyor.

SİNVAR VE NASRALLAH ÖLDÜRÜLDÜ

ad826x90

2024’ün ikinci yarısında çatışmalar, Lübnan’da da geniş çaplı savaşa dönüştü. İsrail, temmuz ayında Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ü, eylülde ise Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ı Beyrut’a yönelik saldırılarda öldürdü.

İsrail Ordusu, ekim ayında Lübnan’ın güneyinde kara harekatı başlattı. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, İsrail-Hizbullah çatışmalarında Kasım 2024 sonuna kadar 3 bin 700’den fazla kişi Lübnan’da hayatını kaybetti. İsrail ile Hizbullah arasında 27 Kasım 2024’te ateşkes yürürlüğe girdi.

Gazze’de ise Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının planlayıcılarından ve örgütün Gazze’deki lideri Yahya Sinvar, 16 Ekim 2024’te İsrail askerleriyle girdiği çatışmada öldürüldü.

UCM, NETANYAHU VE GALLANT HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI ÇIKARDI

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 21 Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında Gazze savaşı kapsamındaki savaş suçları ve insanlığa karşı suç iddiaları nedeniyle tutuklama emirleri çıkardı. Mahkeme, İsrail’in UCM’nin yargı yetkisine ilişkin itirazlarını reddetti. İsrail ise suçlamaları kabul etmedi.

2025’İN İLK ATEŞKESİ İKİ AY SONRA ÇÖKTÜ

İsrail ve Hamas, 15 Ocak 2025’te üç aşamalı yeni bir ateşkes üzerinde uzlaştı. Ateşkes 19 Ocak’ta yürürlüğe girdi ve rehineler ile Filistinli tutukluların karşılıklı olarak serbest bırakıldığı süreç başladı. Ancak ateşkesin ilk aşaması 1 Mart’ta sona erdi. Taraflar ikinci aşamanın koşullarında anlaşamadı. İsrail, 2 Mart’ta Gazze’ye insani yardım girişini durdurdu, 18 Mart’ta ise geniş çaplı hava saldırılarını yeniden başlattı. Gazze’deki Filistinli sağlık yetkilileri yalnızca ilk günkü saldırılarda 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

İKİ YILIN ARDINDAN EKİM 2025’TE YENİ ATEŞKES

Savaşın ikinci yılı sona ererken ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik 20 maddelik bir plan açıkladı. Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde Türkiye, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğu ve ABD’nin katılımıyla yürütülen görüşmeler sonucunda İsrail ile Hamas, Ekim 2025’te planın ilk aşamasında anlaştı. Türkiye’yi görüşmelerde MİT Başkanı İbrahim Kalın temsil etti.

10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ilk aşamayla geniş çaplı askeri operasyonlar durdu, İsrail ordusu belirlenen hatta çekildi, Gazze’ye yardım girişleri artırıldı ve rehine-tutuklu takası başladı. 13 Ekim’de Gazze’de hayatta kalan son İsrailli rehinelerin de serbest bırakılmasıyla 7 Ekim’de Gazze’ye götürülen 251 rehineden hayatta kalanların dönüşü tamamlandı.

Ancak anlaşmanın sonraki aşamalarında ilerleme sağlanamadı. Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi, Gazze’nin savaş sonrası yönetimi ve uluslararası istikrar gücünün oluşturulması konularında uzlaşmaya varılamadı. Ekim 2026 itibarıyla İsrail ordusu Gazze’nin yaklaşık üçte ikisinde kontrolünü sürdürüyor.

ATEŞKESTEN SONRA DA BİNDEN FAZLA FİLİSTİNLİ ÖLDÜ

Ekim 2025’ten bu yana Gazze’de geniş çaplı savaşa dönülmemesine karşın İsrail’in hava saldırıları ve askeri operasyonları devam etti. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 2 Ekim 2026 tarihli raporuna göre, 10 Ekim 2025’te ateşkes ilan edilmesinden 30 Eylül 2026’ya kadar Gazze’de bin 431 Filistinli öldürüldü, 5 bin 26 kişi yaralandı.

İsrail ise saldırıların Hamas’ın yeniden silahlanma ve saldırı girişimlerine karşı gerçekleştirildiğini savunuyor. Hamas bu iddiaları reddediyor. Gazze’deki sağlık yetkililerinin verilerine göre 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı yaklaşık 74 bine ulaştı.

İSRAİL GAZZE’NİN YAKLAŞIK ÜÇTE İKİSİNİ KONTROL EDİYOR

Ateşkes planında İsrail Ordusu’nun Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 53’ünü kontrol ettiği “sarı hat” gerisine çekilmesi öngörülüyordu. Ancak İsrail’in fiili kontrol alanı zamanla genişlerken; bugün Gazze’nin yaklaşık üçte ikisine ulaştı. OCHA da Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 65’ine erişimin kısıtlı olduğunu, yaklaşık 2,1 milyonluk nüfusun büyük bölümünün geri kalan yüzde 35’lik alanda yaşadığını bildiriyor.

GAZZE’NİN YÜZDE 81’İNDEKİ YAPILAR HASAR GÖRDÜ

Birleşmiş Milletler Uydu Merkezi’nin (UNOSAT) Ekim 2025 uydu görüntülerine dayanan değerlendirmesine göre, Gazze’deki yapıların yaklaşık yüzde 81’i hasar gördü. UNOSAT, 123 bin 464 yapının tamamen yıkıldığını, toplam 198 bin 273 yapının ise farklı düzeylerde hasar gördüğünü tespit etti.

BM verilerine göre savaş, Gazze genelinde 60 milyon tondan fazla enkaz oluşturdu. Temmuz 2026 itibarıyla bunun yaklaşık 630 bin tonu temizlenebilmişti. Trump planında Gazze’nin yeniden inşa edilmesi öngörülmesine karşın kapsamlı imar çalışmaları henüz başlayamadı. Gazze’nin yeniden inşası için ihtiyaç duyulan tutarın yaklaşık 71,4 milyar dolar olduğu tahmin edilirken şimdiye kadar açıklanan yeniden inşa fonlarının toplamı bu miktarın küçük bölümünde kaldı.

1,2 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ GIDA KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA

2025’teki ateşkes sonrasında yardım girişinin artmasıyla gıda güvenliğinde kısmi iyileşme sağlandı ancak insani kriz sona ermedi. BM verilerine göre 2026’nın ilk yarısında 1,2 milyondan fazla kişi, “kriz” veya daha ağır seviyede gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. BM’nin tahminlerine göre bu sayının 2026’nın ikinci yarısında yaklaşık 1,4 milyona yükselmesi bekleniyor.

OCHA’nın son raporuna göre, Gazze nüfusunun yüzde 74’ü içme suyuna tankerler aracılığıyla ulaşabiliyor. Yaklaşık 279 bin kişi ise sel riski bulunan geçici barınma alanlarında veya güvenli olmayan binalarda yaşıyor. Sağlık sistemi ilaç, yakıt ve tıbbi malzeme sıkıntısıyla karşı karşıya bulunuyor. Gazze dışında yaşayan ve savaş sırasında bölgeden ayrılan 100 binden fazla Filistinlinin de büyük bölümü geri dönemedi. Ekim 2026 itibarıyla yalnızca yaklaşık 7 bin kişinin Gazze’ye dönebildiği bildiriliyor.

BM KOMİSYONU “SOYKIRIM” SONUCUNA VARDI, İSRAİL REDDETTİ

BM’nin İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkındaki Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, Eylül 2025’te yayımladığı raporda, İsrail makamlarının ve güvenlik güçlerinin Gazze’de Soykırım Sözleşmesi’nde yer alan beş eylemden dördünü gerçekleştirdiği ve “soykırım kastının” bulunduğu sonucuna vardığını açıkladı.

Komisyon, öldürme, ağır fiziksel ve ruhsal zarar verme, yaşam koşullarını grubun fiziksel varlığını ortadan kaldırmaya yönelik biçimde değiştirme ve doğumları engellemeye yönelik uygulamaları bu kapsamda değerlendirdi. İsrail yönetimi raporu reddetti; askeri operasyonların Hamas’a karşı meşru müdafaa kapsamında yürütüldüğünü ve sivillerin hedef alınmadığını savundu. UAD’de Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında ise henüz esasa ilişkin nihai karar verilmedi.

7 EKİM İSRAİL SİYASETİNİ DE DEĞİŞTİRDİ

7 Ekim saldırılarının yarattığı en büyük iç siyasi tartışmalardan biri, saldırının nasıl önlenemediği ve siyasi sorumluluğun kime ait olduğu oldu.

Netanyahu, saldırının güvenlik boyutundaki sorumluluğunu üstlenmesini isteyen çağrılara karşı çıkarken saldırının nedenlerini araştıracak bağımsız devlet soruşturma komisyonu kurulması yönündeki taleplere de uzun süre mesafeli yaklaştı. Muhalefet, rehine aileleri ve hükümet karşıtı protestocular ise siyasi ve askeri sorumluluğun bağımsız biçimde soruşturulmasını istedi.

Rehine ailelerinin yürüttüğü kampanyalar da İsrail’de savaş döneminin en etkili toplumsal hareketlerinden biri haline geldi. Rehinelerin geri dönmesini savaşın sürdürülmesinden daha öncelikli gören kesimler, hükümet üzerinde anlaşma yapılması için yoğun baskı oluşturdu. 7 Ekim, Netanyahu hükümetinin 2023’ün ilk dokuz ayında ülkeyi büyük protestolara sürükleyen yargı düzenlemelerini de geçici olarak gündemden düşürdü. Ancak hükümet, savaşın ilerleyen döneminde yargının yetkilerini sınırlamaya yönelik bazı girişimleri yeniden gündeme getirdi. 2026’da hükümet ile Yüksek Mahkeme arasındaki yeni gerilim, seçim öncesi siyasi tartışmaların başlıklarından biri haline geldi.

İSRAİL 27 EKİM’DE SANDIĞA GİDİYOR

İsrail’de 27 Ekim 2026’da yapılacak genel seçim, 7 Ekim saldırılarından bu yana gerçekleştirilecek ilk parlamento seçimi olacak. Seçimde Netanyahu’nun Likud Partisi ile milliyetçi ve dini partilerden oluşan blokunun karşısında, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Yashar Partisi başta olmak üzere merkez ve muhalefet partileri bulunuyor.

Eylül ortasındaki kamuoyu araştırmaları ortalamasına göre Yashar, Likud’un yaklaşık 3 puan önünde bulunuyor. Netanyahu karşıtı partilerin 120 sandalyeli Knesset’te toplam 66 sandalyeye ulaşabileceği hesaplanıyor. Bununla birlikte muhalefetteki ideolojik ayrılıklar ve Arap partileriyle kurulacak ilişkinin niteliği nedeniyle bu sandalye dağılımının otomatik olarak hükümet kurulmasını sağlamayabileceği belirtiliyor.

7 Ekim saldırılarında doğrudan yakınlarını kaybeden veya yakınları rehin alınan en az dokuz kişinin de farklı partilerin listelerinden seçimlere katılması dikkati çekiyor. Adayların bir bölümü Netanyahu hükümetini 7 Ekim’deki güvenlik başarısızlığından sorumlu tutarken, bazıları Netanyahu’nun partisi ve sağ blok içinde siyaset yapıyor.

7 EKİM, ARAP SEÇMEN TARTIŞMASININ DA MERKEZİNDE

7 Ekim saldırıları, İsrail vatandaşı Filistinlilerin siyasi temsili açısından da seçim kampanyasının tartışmalı başlıklarından biri oldu. İsrail Merkez Seçim Komisyonu bazı Arap partileri ve adayların seçimlere katılımını engellemeye çalıştı. Yüksek Mahkeme partilere yönelik yasakları kaldırırken Arap siyasetçi Sami Abu Shehadeh, 7 Ekim saldırılarına ilişkin geçmişte yazdığı bir makale nedeniyle mahkemenin kendisini seçimden men etmeye hazırlandığının ortaya çıkmasının ardından adaylıktan çekildi.

İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Arap seçmenin katılım oranı ve partilerinin alacağı sandalye sayısı, Netanyahu yanlısı ve karşıtı blokların birbirine yakın olduğu tabloda hükümetin kim tarafından kurulacağı açısından belirleyici olabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

NETANYAHU’NUN “GÜVENLİK” İMAJI SANDIKTA TEST EDİLECEK

Netanyahu, 7 Ekim öncesinde siyasi kariyerinin önemli bölümünü İsrail’in güvenliğini sağlama iddiası üzerine kurdu. Hamas’ın saldırısı ise bu imajın en büyük kırılma noktası oldu. Kamuoyu araştırmaları seçmenlerin önemli bölümünün Netanyahu’nun liderliğine ve 7 Ekim sonrasındaki savaş yönetimine ilişkin güvensizlik taşıdığını gösterirken, İsrail toplumunun büyük bölümü Hamas, Hizbullah ve İran’a karşı düzenlenen askeri operasyonları destekledi.

Netanyahu da seçim kampanyasında Hamas’ın askeri kapasitesinin zayıflatılmasını ve İran ile Hizbullah’a verilen kayıpları kendi güvenlik politikasının sonucu olarak öne çıkarıyor. Muhalefet ise seçim kampanyasını 7 Ekim’de yaşanan güvenlik ve istihbarat başarısızlığı, hükümetin sorumluluk almaması, savaşın ekonomik maliyeti, ultra-Ortodoksların askerlikten muaf tutulması ve demokratik kurumlara ilişkin tartışmalar üzerinden yürütüyor.

ÜÇ YIL SONRA SAVAŞ BİTMEDİ, ANCAK BİÇİM DEĞİŞTİ

7 Ekim 2023’ten üç yıl sonra Gazze’de 2023-2025 dönemindeki ölçekte kesintisiz kara savaşı bulunmuyor. Hayatta kalan İsrailli rehinelerin tamamı Gazze’den çıkarıldı ve Hamas’ın 7 Ekim’deki en üst düzey lider kadrosunun önemli bölümü öldürüldü. Buna karşılık İsrail ordusu halen Gazze’nin büyük bölümünü kontrol ediyor; hava saldırıları sürüyor; Hamas tamamen silahsızlandırılmış değil ve Gazze’nin gelecekte kim tarafından yönetileceğine ilişkin siyasi düzenleme oluşturulamadı. Uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve İsrail’in geri çekilmesine ilişkin planlar da uygulanamadı.

Gazze’de geniş çaplı yeniden inşa başlamazken yüz binlerce kişi geçici barınma koşullarında yaşıyor, milyonlarca kişi insani yardıma bağımlılığını sürdürüyor. İsrail ise 7 Ekim’den üç yıl sonra, saldırıların ardından ilk kez sandığa gitmeye hazırlanıyor. 27 Ekim seçimleri, Netanyahu’nun 7 Ekim’in siyasi sonuçlarından kurtularak iktidarını sürdürüp sürdüremeyeceğini ya da saldırının yarattığı güven ve sorumluluk krizinin İsrail’de iktidar değişimine yol açıp açmayacağını gösterecek.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ağrı Veteriner Hekimleri Odası seçimini Osman Alpdoğan yeniden kazandı

HIZLI YORUM YAP