Haber: Ogün AKKAYA Kamera: Eylem Ladin DEĞER
(ANKARA) – Dem Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, İmralı heyetinin görüşmelerine ilişkin sızdırıldığı öne sürülen tutanakların gerçek olmadığını belirterek, “Süreç hız kazanmalı. Süreç hakla, hukukla güvence altına alınmalı. Sürecin işleyişi artık şeffaf bir şekilde, olabildiğince şeffaf olmalı” dedi. Doğan, Abdullah Öcalan’ın söz konusu metinlere ilişkin “komplo” değerlendirmesine ilişkin ise “Buna aslında doğrudan Sayın Öcalan yanıt vermeli. İşte bu yüzden gazeteciler gidebilmeli. Bu yüzden toplumun farklı kesimleri Öcalan’la doğrudan temas kurabilmeli” ifadelerini kullandı.
Dem Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin MYK toplantısının ardından Genel Merkez’de basın toplantısı düzenledi. MYK toplantısında çerçeve yasa, Suriye’deki gelişmeler, Doruk Madencilik işçilerinin direnişi, taziyeler, kayıp ilanları ve 6 Eylül’de yapılacak kongrenin değerlendirildiğini belirten Doğan, ilk olarak “çerçeve yasa” kapsamında oluşturulan kurullara ilişkin konuştu.
Sürecin işleyişinden sorumlu olacak Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirdiğini anımsatan Doğan, kurulun çalışmalarına başlamasını “oldukça önemli bir gelişme” olarak değerlendirdi. Adliye ve Hukuki İşler Kurulu, İzleme ve Tespit Kurulu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Kurulu olmak üzere dört kurul oluşturulduğunu belirten Doğan, söz konusu kurulların “tarihi sürecin ritmine uygun, kapsayıcı ve eş güdümlü” çalışması gerektiğini söyledi.

“SÜRECİ YALNIZCA BÜROKRATİK BİR İŞLEYİŞE SIKIŞTIRMAMAK GEREKİYOR”
Sürecin yalnızca bürokratik bir işleyişe sıkıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Doğan, “Barış ve demokrasi talebinden bahsediyoruz ve bu talebi gerçekleştirebilmekten bahsediyoruz” dedi. Sivil toplumun ve bu alanda çalışma yürütmüş kişilerin sürece dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Doğan, “Yalnızca bürokratik bir alana sıkışmış bir koordinasyondan değil, toplumsallaşan bir süreçten ve toplumun farklı kesimlerini de bu kurulların içerisine dahil edebilecek mekanizmaların etkin bir biçimde devreye konulması iyi olur” diye konuştu.
Doğan, Abdullah Öcalan’ın süreçte üstlendiği sorumluluğa da dikkati çekerek, Öcalan’ın “etkin bir şekilde, kesintisiz iletişim koşullarına sahip bir şekilde” sürecin içerisinde yer alması gerektiğini söyledi.
Öcalan’ın son mesajından “Sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğunun bilincinde olarak basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim” ifadelerini aktaran Doğan, yeni dönemin dilinin de değişmesi gerektiğini belirtti. Doğan, “Sürekli itham eden, sorgulayan, yargılayan bir dil yerine empati yapabileceğimiz bir dili, karşılıklı hassasiyetleri gözeterek geliştirebilmeliyiz” dedi.
“BU ÜLKENİN İNSANLARI DAHA FAZLA ÖLÜM, DAHA FAZLA ACI İSTEMİYOR”
Dem Parti olarak kalıcı ve onurlu bir barışın koşullarının yaratılması gerektiğini uzun süredir savunduklarını belirten Doğan, barışın hukukla güvence altına alınması ve demokratik siyaset için olanakların genişletilmesi gerektiğini söyledi.
Çerçeve yasanın yalnızca günün ihtiyaçlarına cevap verecek bir düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Doğan, “Türkiye’nin çatışmadan çatışmasızlığa geçiş kapısının tam kalbindeyiz şu anda. Bu tarihi eşikte barışın hukuka açılan en önemli kapılarından biri” değerlendirmesinde bulundu.
Barışın yalnızca yasalar ve siyasi kararlarla sağlanamayacağını söyleyen Doğan, geçmişte yaşanan acılarla yüzleşilmesi gerektiğini belirtti.
Taziye çadırlarında ve yas evlerinde yaşananlara dikkati çeken Doğan, “Bu ülkenin insanları daha fazla ölüm, daha fazla acı, daha fazla kayıp, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı istemiyor. Bu ülkenin insanları daha fazla gerçekten annelerin ağlamasını istemiyorlar” dedi.
Annelerin ortak acısına dikkati çeken Doğan, “Türk ya da Kürt, hangi etnik kimliğe sahip olursa olsun artık bu ülkede hiçbir genç hayatını kaybetmesin. Hepsi bu ülkenin evladıdır” diye konuştu. Doğan, hayatını kaybedenleri anmanın en sahih yolunun yeni kayıpların yaşanmayacağı bir gelecek kurmak olduğunu belirtti.

SURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Suriye’deki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini ifade eden Doğan, Türkiye’deki gelişmeler ile bölgesel gelişmelerin birbirinden ayrılamaz şekilde ilerlediğini söyledi.
25 Ağustos’ta Rojava bölgesi ve Suriye Kürtlerinin Suriye’nin geri kalanıyla bütünleşmesi açısından önemli bir eşik aşıldığını belirten Doğan, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusunun bir parçası haline gelmesine ilişkin gelişmeleri değerlendirdi.
Doğan, “Dem Parti olarak Suriye’nin bu büyük adımları atma cesareti göstermesini sağlayan herkesi tebrik ediyoruz ve sorunların diyalog yoluyla çözülebilmesi için ortaya konan çabayı, gayreti çok önemli buluyoruz” dedi.
Doğan, “Neredeyse tüm hayatını cephelerde, çatışma alanlarında geçirmiş olan Mazlum Abdi’nin Rojava meselesini hukuk ve siyaset zemininde çözme iradesi göstermesi, hafife alınamayacak bir kararlılık örneği. İlham Ahmed, özelde Kürt kadınının genelde de Orta Doğu kadınının keskin zekasını, mücadele azmini, diplomasi becerisini bu kadınların yok sayıldığı ve yok sayılması için de o vahşetin yaşatılmaya çalışıldığı bir coğrafyadan çıkıp bütün dünyanın saygı duyduğu bir siyasetçi ve diplomat haline gelmesi ve bunun için çaba sarf etmesi çok büyük bir başarı. Takdir edilmesi gereken bir başarı. Kadınlara da ilham veren bir başarı” diye konuştu.
Süreçte anayasal güvence ve Kürtlerin kolektif haklarının tanınması gerektiğini belirten Doğan, Kürtçeye ilişkin mevcut düzenlemelerin yanı sıra anayasal güvence konusunda da önümüzdeki dönemde adımlar atılması gerektiğini ifade etti.
“MAZLUM ABDİ VE İLHAM AHMED TÜRKİYE’YE DAVET EDİLMELİ”
Doğan, SDG Komutanı Mazlum Abdi ile İlham Ahmed’in Türkiye’ye gelip gelmeyeceğine ilişkin tartışmalara da değindi. “Gelmeliler, davet edilmeliler” diyen Doğan, “Biz DEM Parti olarak böyle bir çağrı yapıyoruz. Daha önce de yapmıştık. Bunu yineliyoruz” ifadelerini kullandı. Doğan, Türkiye’nin resmi bir çağrıyla Abdi ve Ahmed’i davet etmesi ve yüz yüze diyalog kurulması gerektiğini söyledi.
“AKSU VE ÇAKIR SERBEST BIRAKILSIN”
Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin Ankara’da 18 gündür sürdürdüğü direnişe de değinen Doğan, işçilerin ücret, kıdem ve ihbar tazminatlarını talep etmesinin suç olmadığını belirtti. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Gökalp Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu’nun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla tutuklandığını anımsatan Doğan, iki sendikacının da meşru taleplerin savunuculuğunu yaptığını söyledi. Doğan, direnişin işçilerin talepleri üzerinden uzlaşmayla sonuçlandığını belirterek, “Dün akşamüstü işçiler kazandı. Direniş kazandı” dedi. İşçilerin aylardır ödenmeyen ücretlerini, kıdem ve ihbar tazminatlarını talep etmesinin temel sendikal ve demokratik hak olduğunu savunan Doğan, “İşçi dayanışması da suç olarak kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Doğan, Başaran Aksu ve Gökalp Çakır’ın serbest bırakılması çağrısını yineledi.
DEM PARTİ 6 EYLÜL’DE KONGREYE GİDECEK
DEM Parti’nin 6 Eylül’de Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceği kongreye ilişkin de bilgi veren Doğan, kongrenin “büyük dönüşüm kongresinin hazırlığını yapacak bir kongre” olacağını söyledi. Asıl değişim ve dönüşümün 6 Eylül’den sonra yapılacak kongreyle örgütleneceğini belirten Doğan, “Yeni bir soluk olacak Türkiye siyaset tarihinde. İz bırakacağız” dedi. Doğan, tüzük hazırlık komisyonu, genişleme mutabakat komisyonu ve program mutabakat komisyonunun çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, hem 6 Eylül Kongresi’ne hem de sonrasında yapılacak büyük değişim ve dönüşüm kongresine hazırlıkların devam ettiğini kaydetti.
“BUNA DOĞRUDAN ÖCALAN YANIT VERMELİ”
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Doğan, İmralı Heyeti’nin görüşmelerine ilişkin sızdırıldığı öne sürülen tutanakların MYK toplantısında gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Doğan, söz konusu metinlerin gerçek olmadığının hem İmralı heyeti hem de diğer taraflarca açıklandığını söyledi.
Doğan, Abdullah Öcalan’ın konuyla ilgili “bana yönelik bir komplo” ifadesini kullanmasının ne anlama geldiğinin sorulması üzerine, “Buna aslında doğrudan Sayın Öcalan yanıtı vermeli. İşte bu yüzden gazeteciler gidebilmeli. Bu yüzden toplumun farklı kesimleri Öcalan’la doğrudan temas kurabilmeli” dedi.
Öcalan’la yalnızca heyet aracılığıyla görüşebildiklerini belirten Doğan, “Heyetimiz gitmedi. Neden bunu böyle değerlendirdiğini doğrudan kendisine sorma imkanı da olmadı. Sizler de soruyu yöneltemiyorsunuz. Biz ancak yorum yapabiliyor oluyoruz bu durumda” diye konuştu.
Doğan, Öcalan’ın söz konusu değerlendirmesinin barış ve çözüm arayışlarıyla bağlantılı okunması gerektiğini belirterek, “1993’ten bu yana barış ve çözüm arayışı olan ama hemen her defasında çeşitli provokatif girişimlerle, ne yazık ki sabotajlarla akamete uğrayan süreçler var. 2015’ten bu yana binlerce insan hayatını kaybetti. Şu anda bir bölgenin tamamında, Türkiye’nin milyonlarca insanının evinde yas var” ifadelerini kullandı.
Öcalan’ın söz konusu metinleri sürece yönelik “provokatif bir girişim” olarak değerlendirmiş olabileceğini ifade eden Doğan, “Ancak doğrudan niye kendisine yönelik bir komplo olarak değerlendirdiğini heyetimiz görüştüğünde belki açıklar. Gazeteciler, Öcalan’a soru sorabilmeli” dedi.
“SÜREÇ HIZ KAZANMALI”
Doğan, benzer sızıntıların yaşanmaması ve kamuoyundaki soru işaretlerinin giderilmesi için sürecin daha şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Süreç hız kazanmalı. Süreç hakla, hukukla güvence altına alınmalı. Sürecin işleyişi artık şeffaf bir şekilde olabildiğince, her şey şeffaf olamıyorsa bile, olabildiğince” diyen Doğan, arka kapı diplomasisinin çatışma çözümü süreçlerinde kullanılan bir yöntem olduğunu belirtti.
DEM Parti’nin arka kapı diplomasisi konusunda kamuoyunu bilgilendiren bir siyasi parti olduğunu söyleyen Doğan, “Çerçeve yasayla ilgili çıktık. Burada dedik ki gecikme vardı. Herkes merak ediyordu. İstişareler sürüyor dedik. Farklı görüşler var dedik. Fikir ayrılıkları var dedik. Bu ve benzeri konularda arka kapı diplomasisi yürüdüğünde bunu da kamuoyuyla paylaşıyoruz. Ama onun dışındaki bilgiler bizim sahip olmadıklarımızı ancak taraflar açıklayabilir” diye konuştu.
Doğan, “Tutanak, derlenen metinler ya da hassasiyetleri kaşımaya çalışan kesimlerin eline fırsatlar vermemek için kanalları açmak gerekiyor. Taraflara soruları doğrudan yöneltebilmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
6 EYLÜL KONGRESİ: “BÜYÜK DEĞİŞİMİN BAŞLANGICI”
Doğan, 6 Eylül’de yapılacak kongrede eş genel başkanların değişip değişmeyeceğinin sorulması üzerine, “6 Eylül Kongresi’nde büyük değişiklikler görmeyeceksiniz. 6 Eylül Kongresi bir değişim ve dönüşümün başlangıç kongresi olarak değerlendirilmeli” dedi.
Yasal gereklilikler kapsamında 6 Eylül kongresinin gerçekleştirileceğini belirten Doğan, “Sözünü ettiğimiz büyük değişim ve dönüşüm kongresi ancak birkaç ay içerisinde, henüz takvimi netleşmemiş olsa da birkaç ay içerisinde yapılabilecek bir kongre. Bu kongreye ilişkin hazırlıklar da sürüyor” diye konuştu.
Doğan, “Yeni bir dönemden bahsediyoruz. Yeni bir siyaset yapma biçiminden bahsediyoruz. Yeni bir dil çağrısı yapıyoruz ve Türkiye’nin yeni bir dile kavuşması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Partinin eş genel başkanlarının, isminin ve logosunun değişip değişmeyeceğine ilişkin sorulara da yanıt veren Doğan, tüm seçeneklerin parti içindeki kongre süreçlerinde tartışıldığını söyledi. Doğan, “Ama bunları merkezden belirlemiyoruz. Daha önce biz konferansları yaptık. Bölge konferansları yaptık ve büyük konferansla gidiyoruz biz normalde kongreye. İşte o konferanslardaki tartışmalardan süzülecek. Tabii değişim derken her şey değişime açık” dedi.
İMRALI VE SİYASİ PARTİLERLE GÖRÜŞME TAKVİMİ HENÜZ YOK
Doğan, İmralı Heyeti’nin Abdullah Öcalan’la yeniden görüşüp görüşmeyeceği ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile diğer siyasi parti liderleriyle yapılması beklenen görüşmelere ilişkin de bilgi verdi.
Henüz belirlenmiş bir takvimin olmadığını belirten Doğan, “Şu anda ne İmralı Adası’nda DEM Parti İmralı Heyeti’nin Sayın Öcalan’la görüşmenin belirlenmiş bir takvimi var ne de sözünü ettiğiniz diğer siyasi partilerin genel başkanları, işte Sayın Bahçeli ya da Sayın Cumhurbaşkanı ile yeniden bir görüşme planlaması henüz yok” dedi.
Önümüzdeki günlerde benzer planlamaların yapılabileceğini belirten Doğan, “Sonuç itibarıyla biz bu sürecin ivme kazanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Doğan, sürecin uzatılmaması gerektiğini belirterek, “Önümüzdeki günlerde hızlı bir biçimde ülkeye dönüşlerin sağlanabilmesi için gereken bütün o etkin mekanizmaların işlevlerini tamamlayabilmelerini de bekliyoruz. Çok da sarkıtmamak gerekiyor. Malum nedenler dolayısıyla, riskler, provokasyonlar, sürecin hep söylene geldiği üzere enfekte olma ihtimaline karşı tedbirlerin geliştirilmesi için” diye konuştu.

CIA Başkanı Moskova’ya bunun için gitmiş! Rusya’ya “Vakit geldi” mesajı