İzmir Barosu avukat cinayeti sonrası silahlı görevlilere ruhsal denetim çağrısı yaptı

İzmir Barosu, Menemen'de polis memuru nişanlısı tarafından öldürülen avukat Özge Penbegül için açıklama yaptı. Başkan Serhat Sökmen, silah taşıyan kamu görevlilerine periyodik psikolojik denetim ve risk halinde yetkinin askıya alınması çağrısı yaptı.

(İZMİR) - İzmir Barosu, avukat Özge Penbegül'ün polis memuru nişanlısı Aykut Erol tarafından öldürülmesine ilişkin açıklama yaptı. Baro Başkanı Serhat Sökmen, "Bu elim hadise ne cinnet ne de bireysel bir trajedi kılıfına sığdırılabilir" dedi. Sökmen, silah taşıma yetkisi bulunan kamu görevlilerine yönelik denetimlerin artırılması çağrısında bulundu.

Menemen ilçesinde avukat Özge Penbegül'ün, polis memuru nişanlısı Aykut Erol tarafından tabancayla vurularak öldürülmesinin ardından İzmir Barosu üyesi avukatlar, baro binası önünde bir araya geldi. Kadın cinayetlerine tepki göstermek ve meslektaşları Penbegül için düzenlenen basın açıklamasında, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve silah taşıma yetkisine sahip kamu görevlilerinin denetlenmesi gerektiği vurgulandı.

Basın açıklamasını yapan İzmir Barosu Başkanı Serhat Sökmen, Özge Penbegül'ün öldürülmesinin münferit bir olay olmadığını belirterek geçmiş yıllarda polis memurlarının adının karıştığı kadın ölümlerini hatırlatarak şunları söyledi:

"Bu elim hadise ne 'cinnet' ne de 'bireysel bir trajedi' kılıfına sığdırılabilir. Üstelik bu tablo ne yazık ki münferit değildir. 14 Nisan 2023 tarihinde Demirci'de Yeşim Akbaş'ı da 28 Ağustos 2015 tarihinde Manisa'da Gülay Memiş'i de bu hayattan koparan hayatlarını paylaştığı kişilerdi. Faillerin ortak noktası olan polis memuru olmaları, vahim bir gerçeği işaret etmektedir. Kamu gücünü ve silah kullanma yetkisini elinde bulunduran bireylerin faili olduğu kadın cinayetleri veya şüpheli kadın ölümleri, kamu görevlileri üzerindeki denetimsizliğin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Yaşananlar; kadınları toplumda eşit bireyler olarak görmeyen, onların yaşam hakkını ihlal edilebilir bir alan ve şiddete açık, savunmasız hedefler olarak konumlandıran ataerkil zihniyetin en acı sonucudur. Kadınların toplumsal yaşamda hukuki korumadan yoksun, bedeni ve yaşamı üzerinde kolayca tahakküm kurulabilir, yasal tabirle zafiyete uğratılabilir özneler olarak algılanmasında, devletin önleyici ve koruyucu yükümlülüklerini terk etmesinin büyük bir payı bulunmaktadır."

"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NDEN ÇIKILMASI FAİLLERE VERİLMİŞ AÇIK BİR CESARET MADALYASI OLMUŞTUR"

Kadına yönelik şiddetle mücadelede hukuki düzenlemelerin önemine dikkati çeken Sökmen, şöyle devam etti:

"2021 yılında, kadına yönelik şiddetle mücadelenin en kapsamlı uluslararası teminatı olan İstanbul Sözleşmesi'nden bir gece yarısı kararıyla hukuka aykırı şekilde çıkılması, faillere verilmiş açık bir cesaret madalyası olmuştur. Sözleşmeden çekilmenin yarattığı güvencesizlik ortamı ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un etkin bir şekilde, amasız ve fakatsız uygulanmaması, kadın cinayetlerini sistematik ve politik hale getirmiştir. Devletin asli görevi, kadınları koruyan hukuki kalkanları aşındırmak değil; hiçbir kadının kendini dezavantajlı ve korunmasız hissetmeyeceği tam bir güvenlik mekanizması tesis etmektir."

"TEDBİREN ASKIYA ALINMALI"

Penbegül'ü öldüren kişinin polis memuru olmasına da değinen Sökmen, silah taşıma ve kullanma yetkisi bulunan kamu görevlilerinin düzenli psikolojik değerlendirmelerden geçirilmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti:

"Meslektaşımızı hayattan koparan failin bir polis memuru olması, silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip kamu görevlilerine yönelik denetim mekanizmalarının iflas ettiğinin en somut kanıtıdır. Kamu güvenliğini sağlamakla yeminli kişilerin, ellerindeki devlet otoritesini ve resmi silahı şahsi meselelerinde bir cinayet aracına dönüştürmesini engelleyecek proaktif idari tedbirlerin alınması zorunludur. Silah taşıma yetkisi, yalnızca mesleğe girişte yapılan yüzeysel ve tek seferlik bir değerlendirmeye dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkili makamlara acil çağrımızdır: Silahlı kamu gücü kullanan tüm personelin ruhsal durum, öfke kontrolü, dürtü denetimi ve silah güvenliği konularında bağımsız kurullarca periyodik ve katı psikolojik değerlendirmelere tabi tutulması yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir. En ufak bir şiddet eğilimi, psikolojik sarsıntı veya risk işareti ortaya çıktığında, rutin kontroller beklenmeksizin derhal olağanüstü ara değerlendirmeye geçilmeli ve şahsın silah taşıma yetkisi tedbiren askıya alınmalıdır. Kamu gücü, kişisel sorunların çözümünde bir tahakküm veya tehdit unsuru olarak kullanılamaz; bu yönde eğilim gösteren kamu görevlilerinin meslekle ilişiğinin kesilmesi de dahil olmak üzere en ağır idari yaptırımlar tavizsiz uygulanmalıdır."

"MÜCADELEMİZDEN BİR AN OLSUN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ"

İzmir Barosu olarak kadın cinayetlerine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Sökmen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bizler, meslektaşımızı yaşamdan koparan bu karanlık zihniyete, İstanbul Sözleşmesi'ni ortadan kaldıran iradeye ve silahlı meslek mensuplarını denetimsiz bırakan liyakatsiz sisteme karşı mücadelemizden bir an olsun geri adım atmayacağız. Şiddet üreten bu sistemin her bir dişlisi onarılana, 6284 sayılı Kanun eksiksiz uygulanana ve İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe girene dek susmayacağız."

SÖKMEN'DEN CEZANAZE NAMAZINDA YER ALAN KADIN AVUKATLARA TEŞEKKÜR

Öte yandan Baro Başkanı Sökmen, Penbegül'ün cenaze namazında kadın avukatların ön safta yer almasının bazı çevreler tarafından hoş karşılanmadığını belirterek, "Meslektaşımız bir kadın cinayetine kurban gittiği için ben de saf tutup, cenaze namazında yer alan bütün kadın meslektaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.