AB karbon düzenlemesi Türkiye’ye 2032’de 2,5 milyar avro ek maliyet getirebilir
COP31 öncesi 'COP31 Gerçekleri' panelinde uzmanlar, AB karbon düzenlemesinin Türkiye'nin ihracat maliyetlerini artırabileceği uyarısında bulundu. D84 Genel Direktörü Dr. Enes Özkan, düzenlemenin 2032'de yıllık yaklaşık 2,5 milyar avro ek maliyet getirebileceğini belirtti.
(ANKARA) - Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı ( Cop31 ) öncesinde "Cop31 Gerçekleri" panelinde bir araya gelen ekonomi ve enerji uzmanları, yeşil dönüşümün Türkiye'nin ekonomik rekabet gücü, sanayi politikaları ve enerji bağımsızlığı açısından taşıdığı öneme dikkati çekti. Uzmanlar, AB'nin karbon düzenlemelerinin Türkiye'nin ihracat maliyetlerini artırabileceği uyarısında bulunurken, yenilenebilir enerjiye geçişin fosil yakıt ithalatına bağımlılığı azaltarak ekonomiye önemli katkılar sağlayabileceğini belirtti.
Türkiye'de marka, iletişim ve yaratıcılık sektörlerinin temsilcilerini bir araya getiren Brand Week İstanbul kapsamında, 1984 Derneği (D84) tarafından "Cop31 Gerçekleri" başlıklı panel düzenlendi. Panelde iklim politikalarının Türkiye'nin ekonomik büyümesi, sanayisinin dönüşümü ve enerji bağımsızlığı üzerindeki etkileri ele alındı.
Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen panelde konuşan D84 Genel Direktörü Dr. Enes Özkan, AB'nin Yeşil Mutabakat ile çevre politikasını aynı zamanda sanayi ve ticaret politikasına dönüştürdüğünü belirtti.
AB'nin 1 Ocak 2026'da kesin uygulama dönemine geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki ihracatçılara karbon beyanı ve sertifika yükümlülükleri getirdiğini hatırlatan Özkan, ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını AB'ye gerçekleştiren Türkiye'nin bu düzenlemeden önemli ölçüde etkileneceğini söyledi.
Özkan, düzenlemenin Türkiye'ye 2026 yılında 400 ila 770 milyon avro, 2032 yılında ise yıllık yaklaşık 2,5 milyar avro ek maliyet getirebileceğini ifade etti. Cop31'in Türkiye açısından yalnızca bir iklim zirvesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Özkan, zirvenin Türkiye'nin uluslararası iklim politikalarında kuralları uygulayan ülkelerden kuralların belirlenmesinde söz sahibi olan ülkelere geçişi için fırsat sunduğunu vurguladı.
"SANA Yİ POL İ T İ KAS I OLMADAN İ KL İ M POL İTİ KAS I DA OLMAZ"
Cambridge Üniversitesi Şehir ve Bölge Ekonomisti Prof. Dr. Özge Öner, Türkiye'nin enerji yoğun üretim yapısına dikkat çekerek iklim politikalarının kapsamlı bir sanayi stratejisinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.
Üretim yapısı ve bölgeler arasındaki ekonomik farklılıklar dikkate alınmadan uygulanacak tek tip dönüşüm politikalarının başarılı olmasının güç olduğunu ifade eden Öner, iklim hedeflerinin yalnızca tamamlanan çalışmaların sıralandığı bir kontrol listesine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
FOS İ L YAK I T İ THALAT INI N D I Ş T İ CARET AÇ I Ğ I NDAK İ PAY I
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç ise enerji dönüşümünün Türkiye açısından dış ticaret açığının azaltılması, enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlanması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması olmak üzere üç temel ekonomik kazanım sağlayabileceğini söyledi.
Türkiye'nin fosil yakıt ithalatına bağımlılığının ekonomiyi küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı kırılgan hale getirdiğini belirten Özenç, 2022 yılında fosil yakıt ithalatının ülkenin dış ticaret açığının yaklaşık yüzde 90'ına karşılık geldiğini aktardı.
Özenç, güneş, rüzgar ve batarya teknolojilerinin maliyetlerindeki düşüşün yanı sıra AB'nin karbon düzenlemesinin de özellikle ihracatçı sektörler açısından enerji dönüşümünü önemli hale getirdiğini belirtti.
"YEN İ LENEB İLİ R ENERJ İ YE GEÇIŞ TEK BAŞ I NA YETERL İ DEĞ İ L"
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan da elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin ekonominin tamamını karbonsuzlaştırmak için yeterli olmadığını söyledi.
Ulaşım, ısınma ve sanayi gibi alanlarda fosil yakıt kullanımının elektrikle ikame edilmesini ifade eden elektrifikasyonun enerji ithalatını azaltma ve verimliliği artırma potansiyeline dikkat çeken Alparslan, Türkiye'nin petrol tüketiminde yaklaşık yüzde 85, doğal gazda ise yüzde 90'ın üzerinde ithalata bağımlı olduğunu belirtti.
Alparslan, COP31 gündeminde yer alan 2035 yılına kadar nihai enerji tüketiminde elektriğin payının yüzde 35'e çıkarılması hedefinin yalnızca elektrik üretiminde değil, ulaşım, sanayi ve ısınma alanlarında da kapsamlı bir dönüşüm gerektirdiğini vurguladı.