2027 bütçesi, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda… AK Partili Güneş’ten muhalefete grup önerisi ve toplantı yeter sayısı eleştirisi
AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı konuşmada, muhalefetin grup önerilerinin yasama faaliyetlerini aksattığını savunarak, önerilerin haftada bir gün salı günleri verilmesini istedi. Güneş, toplantı yeter sayısının aradan beş dakika geçtikten sonra yeniden istenmesini de eleştirdi.
(TBMM) - Ak Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı konuşmada, muhalefetin grup önerilerinin yasama faaliyetlerini aksattığını savunarak, önerilerin haftada bir gün salı günleri verilmesini istedi. Güneş, toplantı yeter sayısının aradan beş dakika geçtikten sonra yeniden istenmesini de eleştirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Komisyon'da TBMM, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştay'ın 2027 bütçesi görüşülüyor.
CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, görüşmeler esnasında, üç kurumun da milletin hakkını ve hukukunu korumakla yükümlü olduğunu söyledi.
TİP Hatay Milletvekili Can Atalay'ın Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hala tutuklu olduğunu hatırlatan Erdan Kılıç, "Anayasa Mahkemesi'nin kararları ısrarla uygulanmıyor. Hatay halkının temsil hakkı göz göre göre yok sayılıyor. Sizden Can Atalay'ın düşüncelerini savunmanızı asla beklemiyoruz. Ama Anayasa'yı ve millet iradenizi savunmanızı bekliyoruz. Anayasa'nın 153. maddesi açık. Yıllardır da konuşuyoruz, anlatıyoruz Genel Kurul'da da. Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlıyor" dedi.
"ARTIK SÖZ DEĞİL, ÇÖZÜM BEKLİYORUZ"
Erdan Kılıç, Meclis'in itibarının bütçesinin büyüklüğüyle değil, Anayasa'ya, hukuka ve millet iradesine gösterdiği saygıyla ölçüldüğünü söyledi. Meclis çalışanlarının özlük haklarına ilişkin sorunlara da değinen Kılıç, şöyle konuştu:
"Bugün burada Meclis bütçesini görüşüyoruz ancak unutmayalım ki Meclis'in itibarı bütçenin büyüklüğüyle değil, Anayasa'ya, hukuka ve millet iradesine gösterdiği saygıyla ölçülür. Sayın Başkan, tabii Meclis'in kendi çalışanlarına karşı da sorumlulukları var. Diğer arkadaşlarım da söyledi. Milletvekilleri, danışmanları yasama faaliyetlerinin yükünü omuzluyor. Ne çalışma saatleri var, ne geceleri var, ne gündüzleri var. Ancak görevleri sona erdiğinde de ne kıdem tazminatları, ne ihbar tazminatları, ne de işsizlik sigorta güvenceleri var. Geçtiğimiz dönem bu sorunun çözümü için de sizin de bir sözünüz olmuştu. Artık söz değil Başkanım, çözüm bekliyoruz, danışman arkadaşlar çözüm bekliyor. Gerekirse kanunu değiştirelim ama kendi çalışanlarımızın hakkını savunamayacaksak vatandaşın da hakkını burada savunabilmemiz çok mümkün gözükmüyor."
BERBEROĞLU: "MECLİS'İN İRADESİNİN GÖSTERİLMESİ FREJİM SORUNU HALİNE GELİYOR"
CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, Meclis'te milletvekillerinin eleştirilerine ve katkılarıyla birlikte katılımın önemine dikkati çekerek, Çerçeve Yasa'nın bu katılım sonucunda 467 oyla kabul edildiğini anımsattı. Berbeoğlu, şunları söyledi:
"Türkiye'nin en büyük sorununda bir araya gelebiliyorsa bu Meclis çeşitli partileri, çeşitli üyeleri itiraz edenler, hayır oyu verenler de dahil olmak üzere o sürecin parçası haline geliyorsa, Meclis'e gelip 'bu yasayı ben beğenmedim' demek de bir demokrasi faaliyetidir. Niye karşı olduğunu ve ondan sonra hayır oyu veriyorsun. Ama yine de 467 kabul oyu çıkıyor. Burada biz kendi aramızda konuşabiliyorsak, ilerleyebiliyorsak mesela fon krizi konusunda niye bir araya getirdi? Mekke Antlaşması niye Bu kadar tartışılıyor kendi aramızda. Niye bir araştırma komisyonu konusu olmuyor? Savaş gibi ciddi bir sorun ortadayken kapalı oturum niye yok? Bazı konularda bu Meclis kendi rüştünü ispat etmiş olmasına rağmen ve en önemli konuda Çerçeve Yasası'yla Türkiye'nin 100 yıllık meselesini çözme konusunda bir araya gelmişse diğer konularda niye bir araya gelemiyor? Meclis'in iradesinin gösterilmesi bir rejim sorunu haline geliyor."
KISACIK: "FON VURGUNUNDA MECLİS BÜTÇESİNİN 25 KATINI ÇALMIŞLAR"
Yeni Yol Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, fon soruşturmasında "100 yılın vurgun yapıldığını" öne sürerek, bu konuda TBMM'de komisyon kurulmuyorsa bu denetimi kimin gerçekleştirdiğini sordu. TBMM'nin 2027 bütçesinin 33 milyar 787 milyon olduğunu söyleyen Kısacık, sermaye piyasalarındaki manipülatif işlemlerde 800 milyar liranın çalındığını savundu. "Neredeyse Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin 25 katını çalmışlar" diyen Kısacık, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün o parayı alsak, çeyrek asırlık bütçesi orada. Şimdi biz bunu araştırmayacağız da neyi araştıracağız? Böyle bir vurgunu araştırmayacağız da milletvekili o zaman niye var? Şimdiye kadar Meclis Araştırma Komisyonunun çoktan kurulması gerekiyordu. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çok büyük bir imtihanıdır. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim görevi test edilmektedir. Onun için araştırma komisyonu kurulmalı. Diğer kurumlar da görevlerini yapıp denetimlerini yapmalıdırlar. Ama sonuç olarak suçlular, hırsızlar, vurguncular bir an önce tespit edilir. Halkın parası geri alınır. İbretialem için cezalandırmalar net olmalıdır. Vatandaşın cebine el uzatan herkesin bu ülkenin yargısından, adaletinden, hukukundan kaçamayacağını herkes görmelidir."
OLUÇ: "MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURMALI"
DEM Parti Antalya Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, fon kriziyle ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirterek, "Meclis bir araştırma komisyonu kurmalıdır. ve bu araştırma komisyonunda mesele enine boyuna tartışılmalıdır" dedi. Oluç, bazı devlet kurumlarında ciddi bir bürokratik çürüme yaşandığını savunarak, bu durumun toplumda tepkiye ve kırılmaya yol açtığını ifade etti. İktidar grubunun ihtisas komisyonlarının verimli çalışması ve kanun tekliflerinin ortak akılla ele alınması konusunda yeterli bir demokratik anlayış geliştiremediğini ileri süren Oluç, araştırma komisyonu kurulmasına yönelik direncin kırılması gerektiğini söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının önemine de dikkati çeken Oluç, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala hakkındaki kararların uygulanmamasını eleştirdi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını önemli bulduklarını belirten Oluç, raporun ardından kabul edilen çerçeve yasaya ilişkin, "Bir an evvel Milli Güvenlik Kurulu'nun da onayından sonra bu çerçeve yasanın uygulanması başlar" dedi. Sürecin devamında raporun yedinci bölümünde yer alan demokratikleşme adımlarının atılması gerektiğini vurgulayan Oluç, "Umarız bu konuda da Meclis üzerine düşenleri yapmaya başlar" ifadelerini kullandı.
USTA, NUMAN KURTULMUŞ'A "TERÖRSÜZ TÜRKİYE" SÜRECİNİ SORDU: "TIKIR TIKIR İŞLEYEN ABD-İSRAİL PROJESİ MİDİR?"
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, görüşmeler esnasında, Çerçeve Yasa kapsamında terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Terör örgütü PKK'nın üst düzey yöneticilerinin çeşitli basın organlarında yer alan açıklamalarını hatırlatan Usta, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin "Tıkır tıkır işliyor" dediğini aktardı. Usta, bu süreçte PKK yöneticileri tarafından, "demokratik siyaset, demokratik entegrasyon, demokratik cumhuriyet, eşit yurttaşlık, ortak vatan, demokratik konfederalizm, demokratik toplum, Kürtleri tanımak" kavramlarının sıkça dile getirildiğini aktardı. Usta, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ben sormak istiyorum. Şimdi bir süreç yürütülüyor. Bu insanlar bunları kendi başına söylemezler. Ne PKK tarafından Abdullah Öcalan başta olmak üzere buraya bir yalanlama var bu kavramlara ne de bu işi iktidar tarafından yürütenlerde bir yalanlama var. Bu kavramları kabul etmeme de yok. O zaman soru şu: Bu kavramlarda siz anlaştınız mı? Ne taahhüt ettiniz? Ne konuştunuz? Bese Hozat da şurada demokratik entegrasyonu tanımlıyor. Diyor ki: 'Demokratik entegrasyon, yerel demokrasinin, öz yönetimin, demokratik özerkliğin devlet tarafından kabulü demektir' diyor. Bunları kim kabul etti? Kim taahhüt etti? Neyi taahhüt ettiniz? Bunu bize söylemek durumundasınız. Yoksa Türkiye'de demokrasi standardının yükseltilmesinden hiç kimsenin şikayeti olmaz. Ben de buradan sormak istiyorum: Tıkır tıkır işleyen ABD ve İsrail projesi midir?"
GÜNEŞ: "GRUP ÖNERİLERİ NEDENİYLE YASAMA FAALİYETLERİ SAĞLIKLI GELİŞEMİYOR"
AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş ise yasama faaliyetlerinin sağlıklı yürütülemediğini belirterek muhalefetin grup önerileri ve toplantı yeter sayısı taleplerini eleştirdi. Güneş, grup önerilerinin haftada bir gün, salı günü verilmesini ve diğer günlerde kanun teklifleri üzerine görüşmelere geçilmesini önerdi.
TBMM'nin yasama faaliyetlerinde bazı aksaklıklar bulunduğunu savunan Güneş, grup başkanvekillerinin Genel Kurul'da genel politikaya ilişkin değerlendirmeler yaptığını belirterek, bu açıklamaların basın toplantılarında yapılabileceğini ifade etti. Güneş, "Basın toplantısı yapabilme imkanları vardır ve sonrasında da bu gibi görüşlerini basın toplantısı yaparak ifade etmek yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önemli bir zamanını almaktadır" dedi.
Meclis'te yedi siyasi parti grubunun bulunduğunu ve her gün grup önerileri verildiğini söyleyen Güneş, bu önerilerin görüşülmesinin yasama çalışmalarını aksattığını ileri sürdü. Güneş, "Grup önerilerinin sadece haftada bir gün, özellikle salı günü yapılması ve o hafta konuşacağımız konuların tespit edilmesi. Tespit edildikten sonra da diğer günler kanun üzerine konuşmaya geçilmesi gerekmektedir" diye konuştu.
"TOPLANTI YETER SAYISINI TEKRAR İSTEMEK DOĞRU DEĞİL"
Muhalefetin Meclis İçtüzüğü kapsamında sahip olduğu bazı yetkileri yerinde kullanmadığını savunan Güneş, toplantı yeter sayısı taleplerini de eleştirdi. Toplantı yeter sayısının bir kez kontrol edilmesinin ardından yeniden istenmesini doğru bulmadığını belirten Güneş, "Toplantı yeter sayısı eğer o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili yeterli sayı veya sayısı zaten herkes var kabul ediliyor. Aradan 5 dakika geçince grup toplantı yeter sayısını tekrar istemenin doğru olmadığını ben düşünüyorum" dedi. Karar yeter sayısının istenmesine ise karşı olmadığını ifade eden Güneş, "Karar yeterli sayısı isteyebilirler. Bunda bir şey yok, sınırlama yok. Ama toplantı başlamıştır. Dolayısıyla da toplantı yeterli sayısı istemenin doğru olmadığını kabul ettik" ifadelerini kullandı.
KARACA: "TMSF VE SPK'NIN SAYIŞTAY TARAFINDAN DENETLENMESİNİ BEKLİYORUZ"
CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, TBMM Başkanlığı'nın başarısının yürütmenin gündemini ne kadar hızlı tamamladığıyla değil, milletvekillerinin bilgiye ulaşabilmesi, kanun tekliflerini değerlendirebilmesi ve kamu parasının hesabını sorabilmesiyle ölçülmesi gerektiğini söyledi. Karaca, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun Sayıştay tarafından denetlenmesi için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a çağrıda bulundu.
TMSF'nin resmi internet sitesinde 1326 şirketi idare ettiğinin belirtildiğini aktaran Karaca, TMSF denetiminin Sayıştay bütçesinde ve raporlarında görünmediğini savundu. Sayıştay raporlarında 97 kuruma ilişkin veri ve bulgu bulunmadığını belirten Karaca, bunlar arasında TMSF'nin de yer aldığını ifade etti.
Fon krizi nedeniyle Meclis araştırma komisyonu kurulması yönündeki taleplerinin sonuçsuz kaldığını belirten Karaca, "Meclis Başkanı olarak sizin 6085 sayılı Sayıştay Kanunu'nun 45'inci maddesinden kaynaklı yetkilerinizi kullanarak TMSF başta olmak üzere SPK'nın Sayıştay tarafından denetlenmesine ilişkin bir talimatınızı ve bu maddedeki yetkinizi kullandığınızı da bekliyoruz" diye konuştu.
AKAY: "EMEKLİLERE KAYNAK NEREDEN AKTARILACAK?"
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emekli aylıklarına yönelik düzenlemelere ilişkin sözlerini hatırlatarak, "Dün burada konuşmalarımızda, milletvekillerimiz, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza sordu. Dedik: 'Bu rahatlama nasıl olacak? Emeklilerimizin durumu nasıl rahatlayacak?'. Bu bütçede ben inceledim, emeklilerimizi rahatlatacak bir kaynak veya ödenek görmedim" dedi.
Söz konusu yeni düzenlemenin ayrı bir kanun teklifiyle geleceğine işaret eden Akay, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira ve asgari ücretin de 28 bin 75 lira olduğunu hatırlattı. Akay, asgari ücretin ara zamla en az 45 bin lira, en düşük emekli aylığının da net asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, "İnşallah emeklilerimizin ücretlerini, koşullarını iyileştireceğiz. Şimdi böyle baktığımız zaman, açlık sınırının 38 bine dayandığı bir ortamda emekliler sefalet ücretleriyle geçinirken buradaki emekli ikramiyelerinin, diyelim ki emekli ücretlerinin, adına ne derseniz deyin, nasıl bütçe imkanlarıyla değerlendirileceği, nereden kaynak yaratılacağıyla ilgili somut bir açıklama bekliyoruz. Nereden bu kaynak aktarılacak" değerlendirmesinde bulundu.